vσℓκαи's profilevσℓκαиαℓαвαζ®PhotosBlogListsMore Tools Help

Clock

Loading...

vσℓκαи

HTML Sandbox

Loading...

Sandbox

Loading...

GMT Moon

Loading...

Poll

Loading...

Google Search Gadget

Loading...

Windows Vista Countdown

Loading...

Office Countdown

Loading...

ColorPicker

Loading...

LiveTranslate DE-EN

Loading...
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic   

ninemillion.org

Loading...

Soapbox Video

Loading...
Photo 1 of 52
March 05

DUR VE BİR DÜŞÜN!!!

Image and video hosting by TinyPic


 
Image and video hosting by































































































































TinyPic

BU ÇOCUĞU DOYURMAK İSTEMEZMİSİN?

Image and video hosting by TinyPic


 Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic


Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by































































































































TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
March 02

HAFTANIN YAZARI

Image and video hosting by TinyPic


Image and video hosting by TinyPic


1955 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Mardin Lisesi'nde, yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde tamamladı. Devlet tiyatrolarında Dramaturg olarak çalıştı. İlk oyunu Mahmud ile Yezida ile Türkiye İş Bankası'nın açtığı yarışmada ikicilik ödülü alan Murathan MUNGAN, Sahtiyan adlı şiiri ile de Gösteri dergisinin 1981 Şiir Yarışması'nda birincilik ödülü kazandı. Taziye oyununun 1984'te sahnelenmesi nedeniyle, Ankara Sanat Kurumu'nca M.Baydın'la birlikte yılın en iyi oyun yazarı seçildi. Hedda Gabler Dile Bir Kadın öyküsü ile Haldun Taner Öykü Ödülü'nü Nedim Gürsel'le birlikte aldı. (1987).

YAPITLARI

Osmanlıya Dair Hikâyat (şiirler, 1980)
Taziye (oyun, 1982)
Kum Saati (şiirler, 1984)
Son İstanbul (öyküler, 1985)
Cenk Hikâyeleri (1986)
Kırk Oda (öyküler, 1987)
Lal Masallar (öyküler, 1989)
Yaz Sinemaları (şiir, 1989)
Eski 45'likler (şiir, 1989)
Mırıldandıklarım (şiir, 1990)
Yaz Geçer (şiir, 1992)
Geyikler Lanetler (oyun, 1992)
Bir Garip Orhan Veli (oyun, 1993)
Oda Poster ve Şeylerin Kederi (şiir, 1993)
Omayra (şiir, 1993)
Metal (şiir, 1993)
Kaf Dağı'nın Önü (öykü, 1994)
Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar (şiir, 1997)
Mürekkep Balığı (şiir, 1997)
Başkalarının Gecesi (şiir, 1997)
Metinler Kitabı (1998)
Yüksek Topuklar (roman, 2002)

OKUMAK İSTEDİĞİNİZ ŞİİRİN ÜSTÜNÜ TIKLAYIN!!!

ŞİİRLERİ

Başkalarının Gecesi
Bu ne Biçim Hayat
Bis
Cam Yaz
Diyalektik Mutsuzluklar
Geçilmez Deniz
İzin
Kupon
Manşet
Maske
Metal
Mırıldandıklarım
Omayra
Peynir Tenekesi
Sis Çanları
Sizden Saklı
Sözler, Yaprak
Yalnız Bir Opera

YALNIZ BİR OPERA


ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını


Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar


Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda


Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden


Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren

Murathan MUNGAN



HABER BÖLÜMÜ

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by































































































































TinyPic Image and video hosting by TinyPic

Hurriyet.www.gazetealemi.comZaman































































































































www.gazetealemi.comBugun































































































































www.gazetealemi.comVatan































































































































www.gazetealemi.comMilliyet































































































































www.gazetealemi.comRadikal































































































































www.gazetealemi.com Sabah































































































































www.gazetealemi.com Turkiye































































































































www.gazetealemi.com

GÜNÜN GAZETE BAŞLIKLARI

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

ULUSAL YEREL DÜNYA



HAFTANIN SİTESİ VE TEŞEKKÜR BÖLÜMÜ.

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
Evet arkadaşlar size bu hafta yardımlarını en başından beri hiç bir şekilde benden esirgemeyen Kastamonu'lu sevgili Makine Mühendisi Ferhat Topal abimizin sitesine yer vermek istedim.Bence bir üst kısımdaki bannere tıklarsanız Erdemli İnsan adlı sitesine ziyaret etmiş olursunuz herkezin birşeyler bulabileceği kral bir site olmuş banada yardımlarından dolayı kendisine çooookkk teşekkür ederim.  
Image and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

Nasıl teşekkür etsem?Nasıl yalakalık diz boyu olayına girsem bilmiyorum en başından beri bana sitenin yapım aşamasında en kral yardımlarını,fikirlerini esirgemeyen sevgili karım merale Teşekkür Ederim yani en üşendiğim mıymıy olduğum kısımları üstlendi ve olaya el atıp beni bu yoğun olduğum dönemde kurtardı.

TEŞEKKÜR EDERİM

ICH HOFFE UNSERE LIEBE GEHT NIE VORBET!!!:))
February 28

OYUN DÜNYASI

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
HABERLER

Avrupa'da bu hafta satışa sunulacak oyunlar şöyle sıralanıyor;

·  PC:
Jade Empire: Special Edition

 The Sims 2 Seasons

·  WII:
SSX Blur

·  PS3:
Major League Baseball 2K7
Formula One Championship Edition

·  XBOX360:
Major League Baseball 2K7
Samurai Warriors 2 Empires
Bullet Witch

·  XBOX:
Major League Baseball 2K7

·  PS2:
MLB 07: The Show
Major League Baseball 2K7
Samurai Warriors 2 Empires

·  DS:
Major League Baseball 2K7

·  PSP:
MLB 07: The Show
Major League Baseball 2K7
Chili Con Carnage (
Marvel Trading Card Game
300: March To Glory

 

Image and video hosting by TinyPic

PC oyunculuğunun sonu mu ?

 

Neredeyse 2 yıldır insanlarda bir konsol çılgınlığıdır gidiyor. Kimi �ben Microsoft�cuyum� diyip Xbox 360 fanatiği oldu, kimisi de �Ben Sony taraftarıyım� diyerek PS3 fanatiği oldu. Kimisi ise ikisine de ılımlı baktı. Peki ya PC oyunlarının, PC sektörünün pabucu dama atılmadı mı?

Birçok firma projelerini yaparken konsollara yöneldi. Bazı oyunlar sadece Xbox 360
�la, bazıları ise PS3�le anlaştı. Ama neredeyse hiçbiri PC oyuncularını düşünmedi. Asıl hedeflerini değiştirdi birçok firma. Oyuncular 2�ye bölündü; Playstation 3�cüler ve Xbox 360�cılar. Peki ya PC oyuncuları? PC oyunları üzerine yoğunlaşarak büyüyen, gelişen firmalar nasıl oldu da bir anda PC oyuncularını unuttular. Mesela Call of Duty serisi, önce ilk oyunu çıktı, çok beğenildi. Üzerine ek paketler vs� yapıldı, ikincisi çıktı. O da çok beğenildi, sevildi. Ya serinin üçüncü üyesi? PC�ye çıkarılmayacak deniyor bir taraftan, bazı söylentilere göre de PC�ye başka bir firma çıkaracak deniyor. Kısacası daha %100 bir kesinlik söz konusu değil.

Neden PC bu kadar kolay unutuldu anlamak çok güç. PC sektörünü yakından takip etmek, ayak uydurmak bir hobi desek yalan söylemiş olmayız. Sırf çıkacak olan, çok beğendiğiniz kaliteli bir yapımı daha iyi oynayabilmek için; yaptığımız upgrade
�ler, PC�nin hızlanması adına atılan formatlar ve daha birçoğu� Oyunu ilk kurduğunuzda hem daha kaliteli görebilmek, görselliği arttırabilmek için grafik ayarlarını didik didik ederek içine getirmek gibisi yoktur bana göre. Yapımı ilk yüklediğimde ilk ayarlayıp kurcaladığım bölümü Options bölümüdür. Sisteminizden olduğunca çok faydalanmak istersiniz. Ama konsolların sistemi bellidir ve her oyun o sisteme uyacak şekilde uyarlanır. Kısacası bir şekilde oyunların kalitesini konsollar belirler. PC�de ise bu olayın kalitesini firmalar belirlerken, bu cevherden yararlanabilmek sizin sisteminize bağlıdır. Yani sisteminizi ne kadar iyi seçerseniz, sisteminize ne kadar iyi bakarsanız oyunlardan o kadar daha fazla zevk alırsınız.


Image and video hosting by TinyPic

Türlere bakacak olursak FPS leri hiçbirinde PC�de oynadığınız kadar zevk alamazsınız. Konsola ister fare, ister klavye takın yine de, PC�deki zevkin alınabileceğini sanmıyorum. Peki ya devasa online oyunlar? Bence şuan için PC�nin ömrünü uzatan tek oyun türü Devasa Rol Yapma Oyunları. Mutlaka oyuncuların büyük bir çoğunluğu bir süre de olsa devasa bir online oynamıştır. Ultima Online olsun, Diablo olsun, World of Warcraft olsun ya da son zamanlarda en çok oynanan oyunlardan olan Knight Online, Silkroad Online gibiler sadece PC�de oynanabildiğinden bazı kişiler sırf bunlar için PC sahibi oluyor.

Kısaca anlatmak istediğim konsolları aramıza alıp onları benimsesek de, PC
�lerimizi unutmamalıyız. Sonuçta neredeyse her konsol sahibinin bilgisayar kullanmışlığı vardır. PC sektörümüze sahip çıkalım. Herkese bol oyunlar, bol eğlenceler.


Image and video hosting by TinyPic

HAFTANIN HİLESİ

4X4 Evolution 2 (X-Box)

Level Seçmek: "Press Start" ekranında; X(2), Beyaz(2), Y(2), Beyaz, X, Y, Y, X, Beyaz tuşlarına basın. Kodu doğru girerseniz değişik bir ses duyacaksınız.

Ekstra Para: "Press Start" ekranında; Y, X, Beyaz, Y, X, Beyaz, X(2), Y, Beyaz, X, Y tuşlarına basın. Kodu doğru girerseniz değişik bir ses duyacaksınız.

Şöhret: "Press Start" ekranında; Y(2), Beyaz, X(2), Beyaz, Y(3), X(3) tuşlarına basın. Kodu doğru girerseniz değişik bir ses duyacaksınız..
   


Image and video hosting by TinyPic

VOLKANALABAZ 

 Image and video hosting by TinyPic 


HAFTANIN OYUNU

Image and video hosting by TinyPic

Pro Evolution Soccer 6 (Playstation 2)


Image and video hosting by TinyPic

Bildiğimiz gibi en hırslı, kıran kırana geçen mücadeleleri PEPSİ de yaşarız. Yıllardır rakiplerimizi yenebilmek için değişik yollar izleriz. Ben size elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağım. Aklıma gelen tüm bilgileri aktaracağım. PESİde seçeceğiniz takımın sizin futbolunuza uyumluluğu çok önemli. Ortadan gelip paslı futbolu seviyorsanız teknik bir takım seçmelisiniz. Hızlı futbol ve bireysel özelliğe dayalı oynuyorsanız hızlı takım seçmelisiniz. Benim düşüncem Konami futbolunda hızlı takım her zaman daha avantajlı. Tekniği olmasın hızlı olsun. Yavaş futbolcuların bize pek bir yararı olmuyor. Özellikle forvette yavaş futbolcular bizim oyunumuzu çok zorlaştırıyorlar.

Image and video hosting by TinyPic

Taktik

Yapacağınız taktikte en önemli husus yaptığımız taktiğin takıma uyumluluğu. PEPS
İ de taktikte ayrıntılar çok önemli. Eğer ciddi bir maç oynuyorsanız ince ayarlar çekmelisiniz. 4 lü savunma kurdunuz. Eğer savunma oyuncularınız hızlı ve dayanıklılıkları yüksekse sorun yok değilse, size tavsiyem Individual ayarlarından Defence seçeneğinde bu iki orta oyuncuyu high seçeneğine yönlendirmeniz. Bunun sebebi savunma oyuncuların ceza sahasına daha yakın bulunmalarını sağlamak ve çok ileri çıkmamalarını sağlamak. Defans kanatlarınız da yavaş oyuncularsa bu özelliği kullanabilirsiniz. Individualdaki Attack ayarlarını da isterseniz geri çekebilirsiniz. Bunun açıklaması atak anında savunma oyuncularının ileri çıkmayacağıdır. Markaj ayarları her zaman alansal kısımda kalsın. Bireysel markajı tavsiye etmiyorum. Orta sahaya çok iyi ayar çekin. Benim düşüncem oyunda taktiksel olarak kaderi belirleyen orta sahadır. Tüm orta sahanız hücuma dayalı olmasın. Bir tane savunmaya dayalı orta sahanız kesinlikle bulunsun. Bu oyuncunun oyuna katkısı çok fazladır. Ortadan gelen atakları kesmede büyük katkısı olur. Bu oyuncuyu Select Role seçeneğinden DMC seçmeyi unutmayın. Diğer orta saha oyuncumuzun çok iyi pas atan, süratli ve uzaktan iyi şut çekebilen özelliklere sahip olması tavsiye edilir. Kanat oyuncularımıza çekeceğimiz ince ayarlar çok şey değiştirir. Öncelikle seçtiğimiz pozisyon önemlidir. Orta saha kanatları, SMF seçeneğinde çizgiye yakın oynarken CMF ve AMF gibi seçeneklerde ortaya daha çok gelirler. Bunun yanında WF de forvette ise hücuma daha yatkın oynarlar. Orta saha kanat oyuncularında Individual�daki Attack ayarları çok önemli. Bu ayarda belirleyeceğiniz yönler futbolcuların saldırı anında hareketleneceği yönü belirler. Bu oyunculara genel olarak ileri ve çapraz yönleri seçin. Forvet oyuncularına yapacağımız ayarlar da çok önem arz ediyor. Eğer oyuncumuz hızlıysa pozisyonu açısından pek bir önem yoktur, eğer adamımız yavaşsa Edit Position ayarından alabildiğiniz en ileri pozisyona getirin. Individual Attack kısmından da oku ileriye yapın. Bu futbolcular hep en uzakta bulunsun. Eğer pas atabilen, top sürme yeteneği olan bir futbolcuysa geri okta yapabilirsiniz. Böylece orta sahaya gelip top isteyebilir, yardım edebilir.

Oyuncu değiştirme ayarlarında dikkat etmemiz gereken en önemli husus oyuncularımızın çıkışta ya da düşüşte olup olmadığıdır. Bu çıkış-inişler oyuncuların performansını çok etkiler. Eğer oyuncumuz takımın en iyilerinden değilse, tam düşüşte kesinlikle yedeğe atılmalıdır. Çapraz düşüşte ise çok etkili olmasa da oyuncuların performansını düşürmekte. Düz yeşil okta ise oyuncu sahip olduğu derecelerin aynısını kullanır. Çıkışta olan oyuncuları kesinlikle oynatmayı deneyin. Yedeklerde olup aslardan daha kötü olan bir oyuncu çıkışta olduğu zaman, as olan bazı oyunculardan daha iyi performans göstermekte.

 

Image and video hosting by TinyPic

Pas çok önemli

Pas tuşunun niteliklerini çok iyi bilmelisiniz. Size ilk tavsiyem ver-kaç özelliğini (L1+pas) çok kullanın. Bildiğimiz gibi Konami futbolunda oyuncu koşturma yok (FIFA
da vardır). Bu nedenle ver-kaç özelliğini çok kullanmanız, futbolcularınızın iyi koşular yapmasına neden olur. İlle koşturduğunuz oyuncuya topu atacaksınız diye bir kaide yok. Amaç topu veren oyuncu koşsun. Verdiğiniz pasların çoğunda eliniz L1 de olsun. Tabi savunmadan çıkışta değil de çoğunlukla orta sahada kullanın bu özelliği. Çünkü savunmada yapmanız savunma oyuncusunun ileri çıkmasına, defansın boşta kalmasına neden olur. Paslarda bilmemiz gereken bir husus da, pas tuşuna basılı tuttuğumuzda yakındaki futbolcuya değil de, onun arkasında olan uzaktaki futbolcuya topu atabilmemiz. Bu çok önemlidir. Havadan paslarda bilmemiz gereken L1+O ya bastığımızda her koşulda topu en uzaktaki adamımıza atabiliyor olmamız. Bu topu uzaklaştıracağımız anlarda kullanmamız gereken bir şey. Şut tuşuna basacağınıza buna basın. Koşu yoluna paslarda yine üstte bahsettiğim basılı tuttuğumuzda uzaktaki oyuncuya atma özelliğini bilin. L1+∆ e basarsanız futbolcunun koşu yoluna havadan pas atarsınız�


Image and video hosting by TinyPic

Ve goool

Bu cümleyi duyabilmemiz için çok özen göstermemiz gerekiyor. PEPS
İde isabetli şut çekmek zordur. Şut anında oyuncumuzun içinde bulunduğu birçok şey, şutun isabetini etkiler. Bunların başında arkamızın dönük olması pozisyonu vardır. Arkanız dönükken ne olursa olsun asla şut çekmeyin (Kale boş olsa bile). Rakiple omuz omuzayken şut çekmeyin. Kaleyi iyi yerden görmüyorsanız şut çekmeyin. Dengesiz bir koşuda şut çekmeyin. Genel anlamda kaleyi karşıdan gören pozisyonlarda bol bol şut çalışabilirsiniz. Middle Shot yıldızı olan futbolcularla muhteşem gollere imza atabilirsiniz. Size bir tavsiyem de şu olacaktır ki, şut çekerken kaleye dikine değil de 135o lik açıyla görün. Tecrübelerim doğrultusunda bu pozisyonlarda futbolcular köşeyi daha rahat buluyorlar. Anlık şut çekerken yapmanız gereken şeyler olarak şut barını doldururken pasa basarsanız, topa vurur gibi yapıp topu çekersiniz. L1+şuta basarsanız aşırtma atarsınız. Şut barı dolarken R2 ye basarsanız futbolcu topa plase vurur. Şut çekerken dikkat etmemiz gereken bir hususta futbolcunun hangi ayağını kullandığı. Futbolcularımız ters ayaklarıyla maalesef iyi şut çekememekte. Eğer top ters ayağında ise ya da ters ayağıyla vurabileceği pozisyondaysa, kullandığı ayağına doğru çekmeye bakın. Ayrıca bir şey de var ki, oyuncumuzun özelliklerinde Weak Foot Acc. ve Weak Foot Freq. Dereceleri. Bu derecelerin yüksek olması oyuncumuzun diğer ayağını daha iyi kullanmasına olanak tanır.


Image and video hosting by TinyPic

Orta kesmeyi bilin

PEPS
İ de her tuşun bir faydası vardır. İşe yaramayan ya da oyunda pek kullanmadığımız bir tuş yok. Orta keserken dikkat etmemiz gereken, orta kesen oyuncumuzun orta kestiği anda rahat bir pozisyonda oluşu. Ne kadar rahat orta yaparsa o kadar isabetli olur. Ayrıca futbolcu arkası dönükken orta kesmenizi pek tavsiye etmem (Top büyük ihtimal stadı boylar). Bunların dışında bir kere tuşa basarsanız en arkaya, iki kere basarsanız ön tarafa, üç kere basarsanız yerden sert orta yapar. L1+O ya basarsanız ortayı, topu kestiği oyuncunun biraz daha önüne keser. R2 ye basıp orta tuşuna basarsanız biraz daha yavaş bombeli ortayı yaparsınız.


Image and video hosting by TinyPic

Top sürme

Top sürme oyuncularımızın derecelerinin yanı sıra bizim parmaklarımıza da çok bağlıdır. Size şöyle dönün böyle yamulun diyemem maalesef, her şey o anki pozisyonunuza bağlı. Birkaç nokta var; koşma tuşuna kesik kesik basarsanız futbolcu, topu ayağından açarak koşar. Ayrıca topu ayağınızdan açtıktan sonra, top ayağınıza yapıştığı anda koşma tuşuyla yön tuşuna basıp ani dönüş yapın. Dönüşlerinizi top uzaktayken değil top ayağınıza geldiğinde yapın.

İlk dokunuş

PEPS
İ de ilk dokunuş çok önemli. Pas attıktan sonra, kontrol pası attığınız adama geçtiği anda onu topa koşturun. Pası alan adamı bekletmeyin, çünkü rakip araya girip topu alacaktır. Top size hızlı bir şekilde geliyorsa, o anda futbolcuyu topun geldiği yönün ters yönüne koşturursanız, topu bacağının arasından bırakıp ters yöne koşu yapacaktır. Bazı zamanlarda bu çok faydalı oluyor. Bunun dışında top size geliyorken, rakip yakınınızdaysa koşma tuşundan elinizi çekin. Futbolcu topu ayağından açacak şekilde kontrol eder. Bu özelliğin bize zararı olduğu anlar çoğunluktur. Fakat özellikle ceza sahasında çok faydası var. Pası attığımız adama top geliyor ve rakip arkasında ise koşma tuşuyla birlikte ani bir dönüş yaparak kendimizi kaleciyle baş başa buluyoruz.

Defans

Futbol oyunlarında defansın önemini anlatmama gerek yok. Rakibinizi yenebilmeniz için Konami futbolunda çok iyi savunma yapmanız gerekmekte. 4
lü savunmayı benimseyeceksiniz. Yıllardır denemelerimde hiçbir şekilde 3 lü savunmadan olumlu sonuç alamadım.

Birçok rakibimde gördüğüm hata PEPSİ de savunma yaparken pas tuşunu sürekli basılı tutmaları. Bu PS1 deki WE serisinde bizim için gayet rahattı. Fakat son yıllarda Konami savunma oynanabilirliğini zorlaştırma yoluna gittiği için, tuşa sürekli basılı tutmamız rakibin bize kolay çalım atmasına neden olacaktır. Yön tuşlarını çok iyi kullanın ve rakiple aranızda devamlı mesafe bırakın. Rakibin hassas anını bekleyin ve pas tuşuna basın. Benim PEPSİ deki savunma tarzım budur. Sıkıştığınız anda şut tuşuna basılı tutarak yanınıza adam çağırın. Bunu kesinlikle uygulayın. Rakibiniz kanattan geliyorken üstüne gitmeyin, arada mesafe bırakın ve rakipten biraz daha önde (çok az) olun. Bunun sebebi orta keserken topu bize çarptırmak. Çok üstüne giderseniz bir anlık geri dönüp önünü açacaktır ve rahatlıkla ortayı yapacaktır. Ayrıca rakibinizin kanat oyuncularının hangi ayağını kullandığını bilin. Sağ ayaklı bir futbolcuysa sağ kanattan ileri dönükken orta kesecektir. Geriye dönmesinden fazla korkmayın, çünkü PEPSİde oyuncular ters ayağıyla başarılı ortalar yapamamakta.

Savunma kanat oyuncularının size olan katkısı çok önemli. Kanat oyuncularınızın özelliklerinden hız ve dayanıklılık (Stamina) dereceleri yüksekse, Individual ayarındaki Attack seçeneğinden ok yönlerini ileri ve geri yapın. Bu özellikle oyuncumuz hem savunmaya hem de hücuma katkı sağlayacaktır. Yalnız burada Stamina özelliği çok önemli. Bu özellik düşükse oyuncumuz çok çabuk yorulacaktır.

Orta ikiliyi de çok iyi kullanmanız gerekmekte ki, bu oyuncularla yapacağımız hatalar gol yememize sebebiyet verecek. Öncelikle benim tavsiyem, bu oyuncuları birbirine çok yakın tutun. Ortadan gelen ataklara savunmada kullandığımız, pas tuşunun yanı sıra şut tuşunu da kullanın. Şut tuşu ile diğer oyuncumuzda rakibe bastıracaktır.

 

Ben bunu çok kullanırım. Şunu da dikkate almalısınız rakip fazla kişiyken, bu özelliği kullanırsanız diğer oyuncunun markajı altındaki oyuncu boşta kalacaktır. Orta ikilinin seçimi çok ve çok önemlidir. Bu ikiliden birinin kesinlikle kalıplı ve uzun olmasını tavsiye ederim. İkisi de kalıplı olursa çok daha iyi olur. Ama bu savunmanızın biraz ağır kalmasına neden olacaktır. Eğer rakip forvetleri hızlıysa çok da tavsiye edilmez. Bu oyunculara örnek vermem gerekirse Materazzi, Stam, Hyppia, Alex� Bu oyuncuların Body Balance özelliği yüksek olur, boy avantajları vardır. Konami futbolunda savunma olarak Body Balance�ın önemi çok büyük. Omuz omuza mücadelelerde bu özellik çok şeyi değiştiriyor. Kafa toplarında da aynı kaide geçerli.

Kanat seçiminin defans açısından pek bir önemi yok. Seçeceğiniz futbolcuların daha çok orta saha ve ileriye katkısı olacaktır. En önemli kaide hızlılık. Top sürme hızı, hızlanması ve hızı yüksek oyuncuları tercih etmeniz yararınıza olacaktır.

Image and video hosting by TinyPic

Ofans

Yaptığınız taktiğe uyumlu bir şekilde ataklarınızı geliştirin. Kontra atak futboluna dayalı oynuyorsanız; topu kaptığınızda yavaş hareket etmeyin. Kanat oyuncularınız çok iyi ise onları kullanın. Ortadaki adamlarınız iyi şut çekiyorsa bol bol şut çekin. Orta sahada seçtiğiniz oyuncuların atik olmasına dikkat edin. Atik olmayan futbolcu teknik değilse bence hiç oynatmayın. Forvette dikkat etmemiz gereken forvet oyuncumuzun Scoring yıldızı var mı? Diğer kaideler Shot Power, Shot Acc. Ve Shot Technique
� Bitiricilikte Shot Power pek de dikkat çekici olmasa da, bence çok önemli. Sert şut çeken oyuncu çok iyi goller atıyor. Bunların dışında oyuncumuzun hızlı olması ve top sürme yeteneklerine sahip olması çok avantajımıza olacaktır. Ağır forvetleri tercih etmemenizi öneririm. Ben yıllardır yavaş forvetleri bir türlü iyi kullanamamaktayım.

Free Kick

Free Kick
lerde dikkat etmemiz gereken çok şey var. İleri tuşu hızlı vurmamıza yarar, geri tuşu bombeli vurmamıza sağ ve sol tuş topa falso vermemize yarar. Koşma tuşuyla L1 e basarsanız yanınıza adam çağırırsınız. Oyuncuyu çağırdığınızda L1 ile şut tuşuna basarsanız, topun yakınındaki oyuncu topa vurur. L1 ile pas tuşuna basarsanız yakındaki oyuncu topun üstünden atlar arkadaki adam vurur. Topa vuran oyuncumuzun topa vuruş karakterine dikkat etmeliyiz. Topa açılarak gelen oyuncularımız topa sert vururlar. Böyle oyuncularla topa yavaş vurmayın. Örnek vermem gerekirse Lampard. Lampard topa dikine geliyor ve bence Lampardla yapılan şutlarınızı sadece ileri tuşuna basarak yapın. Topa ayak içi vuran Free Kickcilerimizde dikkat etmemiz gereken çok şey var. Eğer uzakta iseniz ileri ve yön tuşuna basıp topa sert falsolu vurun. Yakın pozisyonlarda geri tuşuna basıp topa bombeli vurun. Free Kicklerde barı genelde orta çizgide bırakın. Uzaktaysanız barı çok az geçin.

Korner

Kornerlerde orta keserken barı orta çizgide bırakın ileri ve yön tuşuna basın topu ön direğe keser ve bu orta her zaman tehlikelidir. Ortalarınızı yapıyorken bence ileri tuşuna devamlı basın. Sert orta kornerlerde her zaman iyidir. Çünkü yavaş toplarda futbolcular topun başına yığılırlar ya da kaleci çıkıp topu alır. Kornerlerde atacağınız gollerin çoğu ani olarak gerçekleşecektir.

 

Yıldızlar

Yıldızlar oyuncularımızın yeteneklerini belirlemede çok etkilidir. Herhangi bir özellikte sahip olunan bir yıldız o oyuncunun, o yıldıza sahip olmayan oyuncuya göre daha iyi -farklı- bir yeteneğe sahip olduğunu gösterir.

Long Throw: Taç atışını daha iyi kullanır.

Ofansif

Dribbling: Bu özellik oyuncumuzun iyi top sürme yeteneğine sahip olduğunun göstergesidir ve bu yıldıza sahip oyuncular bazı pozisyonlarda yıldız olmayanlara nazaran daha kıvraktır.

Tactical Dribble:
Boş alanlarda daha etkili koşular yaparlar.

Positioning: Bu yıldıza sahip oyuncu gelecek paslara ya da ortalara göre kendine daha iyi boş alan bulur.

Reaction: Bu yıldıza sahip oyuncu maçlarda daha hırslı olur. Olaylara daha çok tepki verirler.

Playmaking: Bu yıldıza sahip oyuncular oyun kurmaya daha yatkındır.

Passing: Bu yıldıza sahip oyuncu daha iyi yerlere pas çıkarabilir. Daha ince paslar atar.

Scoring:
Bitiriciliği daha iyidir.

1
�1 Scoring: Kaleciyle karşı karşıya daha iyi gol atar.

Post Player:
Uç oyuncular bu yıldızda topu daha iyi saklarlar.

Lines: Ofsayt pozisyonlarında daha dikkatlidir. Daha az ofsayta düşer.

Middle Shooting:
Toplara gelişine daha iyi vuruşlar yapar.

Side: Kanadı iyi kullanır.

Centre: Orta alanı iyi kullanır.

Penalties: Daha iyi penaltı kullanır.

1-Touch Pass: Daha iyi ver-kaç yapar.

Outside: Topa ayağının dışıyla daha iyi vurur.

Defansif

Marking: Daha iyi markaj yapar.

Sliding Tackle: Bu yıldıza sahip olmayan oyunculara nazaran daha iyi topa kayar.

Covering: Bu yıldıza sahip oyuncu rakibi daha iyi kapatır.

Kaleciler

D-Line Control: Defansla iletişimi bu yıldıza sahip olmayanlara nazaran daha iyidir.

Penalty Stopper: Daha iyi penaltı kurtarır.

1-on-1 Stopper: Bire bir pozisyonlarda daha iyi kurtarışlar yapar.

Image and video hosting by TinyPic
VOLKANALABAZ 

 

February 26

MODELCİLİK SANATI

Image and video hosting by TinyPic
                                         MODEL KAVRAMI                       Modelciliğe başlarken öncelikle bilinmesi gereken; plastik model ve oyuncak kavramlarının birbirinden farklı şeyler olduğunun anlaşılmasıdır. Yapılmış bir model oynanamayacak kadar kırılgandır ve sadece çok dikkatli bir şekilde zarar vermeden tutulabilir. Yapımı tamamlanmış bir model dokunmak için değil, verilen emeğin ve özenin zevkini , tatminini duyarak seyredilmek içindir. Araba,kamyon,motosiklet,asker figürleri,tank ve diğer askeri araçlar, uçak,helikopter,uzay araçları,bilim kurgu ile ilgili bir çok farklı konularda modeller (maketler) olmakla birlikte, biz burada modelciliğin en yaygın bölümü olan uçak modelciliğini ele alacağız. Ancak tüm modellerde yaklaşık olarak benzer teknikler kullanıldığı düşünülürse, burada anlatılanlar farklı konularda uğraş veren tüm modelcilere yardımcı olacaktır. Günümüzde mevcut uçak modellerinin çoğu askeri uçaklardır. Bazı çevrelerin yanlış düşüncelerinin aksine, bunun nedeni modelcilerin savaşı seven insanlar olması değil,savaş uçaklarının diğer uçaklara göre daha estetik,daha ihtişamlı ve göze daha hoş görünen araçlar olmasıdır. Bunun yanı sıra,modelciler farklı ülkelerin farklı dönemlerinin modellerini yapmaktan zevk alırlar,bu onların ilgi alanı olmakla beraber asla politik görüşlerini yansıttığı gibi yanlış bir fikir oluşmasına yol açmamalıdır. Örneğin; yaptığı bir II. Dünya Savaşı Alman uçağının kuyruğuna bir gamalı haç amblemi koyan bir modelcinin amacı sadece maketi tarihsel gerçeklere uygun hale getirmektir. Bu asla onun Hitler' in politik ideolojilerinin bir hayranı olduğunu düşündürmemelidir. İyi bir modelci için temel kavram; modelin gerçekliği yani aslına azami derecede benzemesidir. Bunu gerçekleşmesi için gerekli olan ; model yapımında azami özenin gösterilmesidir. Yok edilmemiş kalıp çizgileri, birleştirilmiş parçalar arasındaki boşluklar,yapıştırıcı taşmaları,parmak izleri,hatalı çıkartmalar ve ölçeğe uygun olmayan detaylar eklenmesi bir maketi modelcilik tabiriyle kötü maket haline getirir. Doğal olarak,hiç kimse sizi bir model satıcısına gidip istediğiniz bir modeli satın alıp onu 15-20 dakika içinde yapıp bitirmekten alıkoyamaz. Aslında çoğumuz modelciliğe ilk adımını bu şekilde atmıştır. Eğer bundan zevk alıyorsanız ,yaptığınız bir F-16 maketinin burnuna bir pervane ekleyebilirsiniz, kimse bunun için sizi cezalandırmaz. Yeter ki zevk alın çünkü modelciliğin özünde zevk almak,hoşça vakit geçirmek vardır. Ancak profesyonel anlamda modelcilik daha önce de bahsettiğimiz authenticity yani gerçeğine mümkün olduğunca benzetme kavramına dayanır ve bir çok modelci buna uygun olarak modellerini yapmaya gayret ederler. Modelciler modellerinde weathering adı verilen zaman ve doğanın etkilerinin uçak üzerinde oluşturduğu kirlenmeyi görmekten hoşlanırlar. Yapılan modellere ;çalışan motorların yarattığı kirlenmeyi,hidrolik yağ akıntılarını, boyanın güneşten solmasını, çamur lekelerini,savaşta oluşan hasarı, zamanla oluşan pası eklemek modeli gerçeğine benzer hale getirir.Tüm bunlara özen gösterilerek yapılan bir modelin fotoğrafını gerçeğinden ayırt etmek oldukça güçtür. Özenle yapılmış ve uygun bir ortamda resmi çekilmiş bir modeli izlemek,çoğu zaman en az aslını izlemek kadar hatta bazen çok daha fazla zevk vericidir.

Üretici Firma : McDonnell Douglas - USA Ölçek : 1/1

Image and video hosting by TinyPic

Üretici Firma : Tamiya - JAPAN Ölçek : 1/32


Image and video hosting by TinyPic

Yukarıda görülen uçaklardan üstte olanı McDonnell Douglas firması tarafından üretilen bir F-4 uçağı,altta olanı ise bu uçağın Tamiya firması tarafından üretilen 1/32 ölçekli plastik modelinin resmidir. Gerçeğine uygun model yapma araştırma esasına dayanır. Yapacağı modelle ilgili bir araştırma yapmak, modelciyi sadece yaptığı uçak ile ilgili değil, o döneme ait tüm uçaklar ve hatta ilgileniyorsa tümüyle o dönemin tarihi hakkında bilgi sahibi yapar. Bundan dolayı araştırmacı modelcilerin tarihsel bilgileri son derece fazla ve güvenilir kabul edilebilir. Sonuç olarak; Modelcilik ; sadece bir kutunun içinden çıkan numaralı plastik parçaların bir plana göre biraraya getirilip boyanması değil;aynı zamanda insana araştırma, öğrenme, bilgilerini paylaşma, paylaştıkça yeni dostlar edinme,bir eser yaratma ve yarattığı eser ile gurur duyma gibi olumlu özellikler kazandıran mükemmel bir uğraştır                                                                              
MODEL KUTUSU VE İÇERİĞİ               Birçoğumuz henüz bir model yapmamış olsak da bir plastik model kutusu görmüşüzdür. Bunlar model veya hobi dükkanlarında,bazı oyuncak satıcılarında ve bazı büyük marketlerde satılırlar. Üzerinde kutunun içindeki yapılmamış olan maketin bir resmi veya çizimi vardır. Genellikle renkli ve gösterişli resimlerdir. Bazılarında kutu yanlarında modelin zorluk derecesini,parça sayısını veya bazı detaylarını gösteren açıklayıcı bilgiler ve resimler bulunur. Kutunun içinde şeffaf torbalara konmuş değişik renkte(genellikle gri) model parçalarını içeren plastik şablonlar,modelin planı,bazen ayrı bir boyama planı ve decal denen çıkartmalar bulunur. Modelin planı ve boyama planı son derece açıklayıcı olarak ve parçaların numaralandırılması esasına göre hazırlanmıştır. Planlar bir uçağın birden fazla versiyonunu göstererek,modelciye kutudan çıkan maketi farklı şekillerde yapabilme olanağı sağlar. Bazı model kutuları yapım için gerekli yapıştırıcı ve boyaları içerse de genelde çoğu model kutusunda yapıştırıcı ve boyaları bulunmaz. Model parçaları kutunun içinde plastik şablonlar halinde bulunur. Bu, modelciye parçaların kaybolmaması, karışmaması ve küçük parçaların şablon üzerinde iken boyanması gibi kolaylıklar sağlar. Modellerin parça sayısı basit modellerde 15-20 iken, detay içeren ve büyük ölçekli maketlerde 200-300 e kadar çıkabilir. Parçalar genellikle gri veya yeşil renkte olurlar,ancak bazı markaların bir kutuda birkaç farklı renkte plastik içeren modelleri de vardır. Bunun amacı ya maketin boyanmasa bile göze hoş görünmesini sağlamak,ya da boyama işleminde modelciye yardımcı olmaktır.
Image and video hosting by TinyPic
Model Şablonu
                                    
ÇALIŞMA ORTAMI                                                Model yaparken,yapıştırıcı,boya ve tiner gibi çeşitli kimyasal maddeler ile çalışıldığından çalışma ortamının kolay temizlenebilir ve dökülme, sıçrama,lekelenme gibi olaylardan etkilenmeyecek bir ortam olması gereklidir. Örneğin;pahalı bir mobilya masanın başına oturup maket yapmak çok akıllıca değildir. Model yaparken mutfak masası veya benzeri eski bir masa üzerine naylon veya eski gazeteler kaplanarak kullanılabilir. Çalışma ortamı konusunda en önemli nokta; birkaç saat boyunca rahatsız edilmeden model yapılabilecek ,yapıştırılan veya boyanan maketlerin en az bir gece boyunca dokunulmadan kalabileceği bir ortam bulmaktır. Çalışılan ortamın düz,kuru ve toz barındırmayan bir yer olması gereklidir. Ortamda mutlaka iyi bir ışık kaynağı bulunmalıdır. En ideal ışık kaynağı üzerinde bir büyüteci olan masa lambası şeklinde olanlardır. Ancak bunların az ısı yayanları tercih edilmelidir,çünkü uzun süre lambanın ısısına maruz kalan maketlerde erimeler veya eğilmeler olabilir. Maketlerin çoğunlukla gri plastikten yapılmış olması yere düşen küçük parçaların bulunmasını zorlaştırır,iyi bir ışık kaynağı bu konuda da yardımcıdır. Küçük parçaların kapaklı şeffaf kavanozlarda saklanması da bu parçaların boyama ve montaj aşamalarında kaybolmamalarını sağlar. Yapışkan ve boyanın kokusu kimilerine iyi,kimilerine kötü gelebilir ama kesin olan solunduğunda zararlı olmasıdır. Boya yaparken ve özellikle boya tabancası yani airbrush kullanırken, çalışma ortamının havasına bir çok küçük boya parçacığı karışır. Bunu önlemek için model yaparken ortamın havalanmasını sağlamak,boyanın dağılmasını engelleyecek şekilde maketi bir kutu içinde boyamak ve maske takmak yararlı olur. Enamel denen maket boyası,yağlı boya gibi toksik boyalar ve tiner asla yatak odası,oturma odası gibi ortamlarda kullanılmamalıdır. Akrilik yani su bazlı boyalar gibi toksik olmayan boyalar kullanılırken de mutlaka iyi bir havalandırma sağlanmalıdır. Çalışılan ortamın camlarının açılması bile yeterli bir havalandırma sağlar,yine de yapıştırıcı ve boya kullanırken arada molalar verip,çalışma ortamı dışına çıkılarak hava
alınması iyi olur.                                                                                       


MODEL SEÇİMİ


Hangi modeli satın alıp yapacağına karar vermek zordur. Farklı konularda ve ölçeklerde seçilebilecek binlerce maket vardır. Modelcilerin çoğu belli bir alanda çalışırlar,yani belli bir ölçekte ve belli bir zaman diliminde seçtikleri bir veya birkaç ülkenin maketlerini yaparlar. Örneğin;II. Dünya Savaşı dönemine ait 1/72 ölçekli Alman uçakları gibi. Çoğu modelci hemen yapmayacak olsalar bile,daha sonra yaparım düşüncesi ile model satın almaktan hoşlanır. Bu nedenle modelcilikle ilgilenen kişilerin evlerinde yapılmamış modellerden oluşan stoklar oluşur. Bu olay bir çok kişiye aptalca gelebilir,ama bunu ancak modelciler kolayca anlayabilir. Bir modelci için, kutunun naylon ambalajını açmak,el değmemiş plastik parçaların kokusunu duymak ve şablonları incelemek büyüleyici derecede zevk veren bir andır. Bir çok modelci maketi yapmaya başlayıp bir süre yaptıktan sonra eline geçen bir dergide kendi yaptığı maketin veya yaptığı maketin gerçeğinin son derece güzel bir resmiyle karşılaştığında,hemen hemen her modelcinin içinde olan mükemmeliyetçi zihniyetle sonucun gerçeğine uygun olmayacağını, ortaya çıkacak modelin kendisini tatmin etmeyeceğini düşünerek yaptığı maketi yarım bırakır. Bu nedenle bir maketi yapmaya başlamadan önce,sonuçta ortaya çıkması planlanan maketten beklentinin ne olduğu iyi düşünülmelidir. Gerçekçi olmak en doğrusudur; ilk kez model yapan veya ilk kez boya tabancası kullanan bir modelcinin yaptığı modelle bir başarı kazanacağını düşünmesi hayaldir. Başlangıç olarak daha düşük hedefler alınmalıdır. Henüz modelciliği yeni başlamış ya da yıllarını vermemiş bir modelcinin yaptığı maketleri dergilerde,kitaplarda gördükleriyle karşılaştırmak yerine kutudan çıkan planda belirtilenlere azami derecede uyarak modelini yapması daha akılcıdır. Başlangıçta yapılan hatalar modelciyi yıldırmamalıdır. En usta modelciler bile başlangıçta fırça izleri, yapıştırıcı taşmaları,dolgu hataları, şeffaf parçalarda buğulanma,hava kabarcıkları içeren decal uygulamaları gibi hatalar
yapmışlardırImage and video hosting by TinyPic
Yukarıda yapılan modellerde oluşabilecek bazı hataları görebilirsiniz: 1.Boya taşması ve camda buğulanma 2.Decallerde sararma ve
parlama 3.Decalde hava kabarcığı kalması

                            
MODELİN TEMİZLENMESİ                                      Basit bir araştırma,model planının incelenmesi ve aletlerin hazırlanmasından sonra,artık plastikle çalışmaya hazır hale gelmiş sayılabiliriz. Bu bölümdeki konumuz; modellerin yapıştırılmadan önce yapılan temizliği , model parçalarının yapıştırılması,yapıştırma sonrası kalan model boşluklarının doldurulması ve zımparalama aşamaları olacak. Başlangıç olarak ilk dikkat edilecek nokta; maket parçalarının şablondan ayrılırken bir yan keski, makas veya maket bıçağı kullanmaktır. Parçaları asla kopararak çıkarmamak gerekir.Doğru yerden koparılsa bile, bu sırada makette kırılma ve çatlamalar oluşabilir. Küçük parçalarda oluşan bu tür sorunları gidermek zordur. Şeffaf olan parçaları şablondan ayırırken ise daha fazla özen gösterilmelidir,zira bu parçalar daha kırılgan ve tamir edilmeleri daha da zordur. Parçayı şablondan dikkatle ayırdıktan sonra sıra temizleme işlemine gelir. Tüm maket parçaları dikkatle temizlenmelidir.Maket bıçağı ile yontarak veya zımpara yardımıyla maket parçasında bulunan çapak denilen tüm fazla plastik kalıntıları yok edilmelidir.Bu işlem yapılırken modelin kendi detaylarının bozulmamasına özen göstermek gerekir. Maket bıçağıyla temizleme işlemi yaparken oluşabilecek el kesilmeleri akla getirilmeli, maket bıçağı daima ele doğru değil dışarı doğru tutulmalıdır. Aksi taktirde ciddi yaralanmalar olabilir. Temizlemenin son aşaması maket parçalarının yıkanmasıdır. Maket plastiği yapımı sırasında kalıbından kolayca ayrılması için yağlanır. Bu yağ maket parçaları üzerinde ince bir tabaka halinde kalır ve eğer temizlenmezse boyama işlemi sırasında ve sonrasında sorunlara yol açar. Bu nedenle maket parçalarının ılık sabunlu veya deterjanlı bir suyla yıkanıp durulanması yararlı olur.
Image and video hosting by TinyPic
  Yan keski yardımıyla model parçalarının şablondan ayrılması
Image and video hosting by TinyPic
 Maket bıçağı yardımıyla model parçalarının temizlenmesi
  Image and video hosting by TinyPic
Zımpara yardımıyla model parçalarının temizlenmesi

                    PLASTİK MODELLER                       
Tahta,metal,kağıt ve resin(reçine) gibi maddelerden model yapımında yararlanılır,ancak biz konumuz olan plastik modellerden bahsedeceğiz. Plastik modellerin çoğu, polystrene plastik denen malzemeden enjeksiyon denen bir teknikle elde edilirler. Polystrene plastik kolayca şekil verilebilen, kesilebilen, bükülebilen,zımparalanabilen,delinip doldurulabilen, yapışması ve boyanması kolay olan bir malzemedir. Isıya karşı oldukça hassastır, kolayca erir. Polystrene yumuşak olduğundan modellerde detayların gösterilebilmesine olanak sağlar. Ancak küçük maketlerde kullanılan enjeksiyon tekniği daha kaba olduğundan genelde detaya girilmez. Dünyada model üreten pek çok firma vardır. Bunlardan Italeri,Tamiya, Revell/Monogram,Airfix,Heller, Academy ve Hasegawa ilk akla gelen birkaçıdır. Bu firmalar sadece model uçak değil,diğer model çeşitlerini de üretirken sadece belli bir konu üzerinde yani sadece model uçak,gemi veya asker figürleri üreten daha küçük firmalar da vardır. Ayrıca bu firmaların mevcut modellerini gerçeğe daha yakın hale getirmek için pilot koltuğu,kanopi camı ve benzeri aksesuar parçaları üreten firmalar da mevcuttur. Plastik modeller; plastik kalitesi,döküm kalitesi,ölçek ve parça sayısı gibi bazı faktörlere bağlı olarak fiyat farklılıkları gösterirler. İthalat koşulları ve nakliye masrafları da bunu etkiler. Bu nedenle parça sayısı az,küçük ölçekli bir modelin fiyatı daha büyük ölçekli bir modelden fazla olabilir.
MODELİN ÖLÇEĞİ NEDİR?
Bir modelin büyüklüğü 2 faktöre bağlıdır : 1)Modeli yapılan nesnenin gerçek büyüklüğü 2)Modelin ölçeği Buna dayanarak diyebiliriz ki ;aynı ölçekteki bir II. Dünya Savaşı avcı uçağı ile bir Boeing-747 yolcu uçağı arasında büyüklük açısından çok fark vardır. Model ölçeği 1/48,1/72 gibi rakamlarla gösterilir. Ölçeğin paydası büyüdükçe model küçülür. Uçak modelleri çoğunlukla 1/72 ölçeğinde olurlar yani gerçek uçağın 72 kez küçültülmüşü şeklindedirler. 1/48 ölçek de havacılıkla ilgili modellerde sık kullanılan bir ölçektir. Nadiren de olsa 1/24,1/32 ve 1/144 ölçekli uçak modelleri de vardır. Tank ve diğer zırhlı araç ile asker figürü modellerinde en çok 1/35,araba ve kamyonlarda 1/24,gemi modellerinde ise 1/350 veya 1/720 kullanılır. Modelcinin yapacağı maketlerdeki seçeceği ölçek kişisel tercihine bağlıdır. Bu seçim yapılırken bilinmesi gereken genel kural; ölçek ne kadar büyük olursa modelin de büyüyeceği ve detaylara inme olanağının artacağıdır. Ölçeğin paydasındaki rakam büyüdükçe model küçülür. Özellikle 1/48 ölçekli uçak maketleri,modelcilere çok küçük parçalarla uğraşmalarına gerek kalmadan oldukça büyük ve detaylı modeller yapma olanağı verir.Bir maket ne kadarbüyük olursa o kadar fazla detay görülebilir hale getirilebilir. Ancak büyükölçekli maketlerin daha pahalı olduğu ve bittiğinde daha büyük bir alanıkaplayacağı unutulmamalıdır. Aşağıda resimde farklı ölçeklerde bir pilot figürünün ve aralarındaki farkı görebilirsiniz.Büyük maketlerde detay çalışmaları daha kolay yapılır.
Image and video hosting by TinyPic

              MODELCİLİK ALETLERİ NELERDİR?                 Basit bir maket alet kutusu aşağıdaki aletleri içerir; -Yan keski -Kesici uçları değişebilen bir maket bıçağı -Küçük eğeler ve törpüler -Değişik kalınlıklarda zımpara (600-1500 arası) -Küçük parçaları tutmak için cımbız veya penset -Değişik kalınlıkta fırçalar -Boyalar -Maket yapıştırıcısı -Maskeleme bandı -Boya tabancası/airbrush (isteğe bağlı) Makas,matkap gibi malzemelerin yanısıra evde kullanılan pek çok küçük aletten de modelcilikte yararlanılabilir. Bunlardan birkaçı ; kürdanlar, dondurma çubukları,toplu iğneler,pipetler ve paket lastikleridir. Önemli olan yaratıcı olmaktır. Örneğin; lastikleri boyarken uçağın tekerleklerini kürdanlara takıp bunu da bir silgiye saplamak boyama esnasında büyük kolaylık sağlar. Paket lastiklerinden yapıştırılan gövde parçalarının birarada tutulmasında,pipetlerden boya kutularından boya alınmasında,dikiş iğneleri veya enjektör uçlarından uçak burunlarında yararlanılabilir. Küçük plastik parçalar ise ısıtılıp uzatılarak anten veya tel olarak kullanılabilir.

Image and video hosting by TinyPic

Yan keski; maket parçalarının şablondan ayrılmasında kullanılır. Şablonla maket parçalarının bağlantı bölgeleri özellikle büyük ölçekli modellerde kalın olduğu için bu işlem sırasında maket bıçağı kullanmak hem zordur, hemde bıçağın keskin ucunun kırılıp etrafa sıçraması gibi tehlikelere yol açabilir.

Image and video hosting by TinyPic
Maket bıçağı; küçük parçaların şablondan ayrılmasında ve parçaların temizliğinde kullanılır. Pek çok değişik marka ve şekilde maket bıçakları vardır.

Image and video hosting by TinyPic

Cımbız veya pensetler;
küçük maket parçalarının montajı ve boyanması sırasında yardımcı olurlar. Decallerin yapıştırılması için her modelcinin en az bir adet ince uçlu cımbıza ihtiyacı vardır. Bu aletin sivri uçlarının da maket bıçağı gibi tehlikeli olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Küçük eğeler ve zımparalar; modelin üzerindeki fazla plastikleri ve kalıp döküm çizgilerini yok etmede kullanılır. Eğeler ve törpüler daha çok düz ve geniş yüzeylerde kullanılırken,zımparalar tüm maket parçalarını temizlemede yardımcıdır. 600 ile 1500 arası zımparalar modelcilik için idealdir. Zımparalarda rakam büyüdükçe zımpara incelir ve zımpara ne kadar ince ise yapılan temizlik o kadar tatmin edici olur. Maskeleme bandı; boyama işlemi sırasında modelin istenmeyen bölümlerini boyadan korumak amacıyla ve yapıştırılan maket parçalarının birbirine sağlam ve boşluksuz yapışmasını sağlamak amacıyla   kullanılır.                                                                                                 
MODEL YAPIM AŞAMALARI    

Bir model yapmanın aşamaları kabaca şu şekilde sıralanabilir : 1.Plandaki yapım bilgileri okunur. 2.Bu bilgilere göre parçalar şablondan kesilerek çıkartılır. 3.Numaralarına uygun şekilde yapıştırılarak maket oluşturulur. 4.Boyama planına göre model boyanır. 5.Decaller yapıştırılır. Bunlar basit bir şekilde maket yapım aşamalarıdır. Parçaları bu şekilde birleştirip boyamak insana zevk verir ve ortaya bir model çıkar. Ancak yapılan maketin gerçeğe uygun olması için bunlara eklenmesi ve dikkatle uygulanması gereken bazı ek aşamalar vardır. Yapılacak modelin gerçeğinin görülmesi,hakkında kitap,dergi veya internet sayesinde bilgi edinilmesi elde edilecek sonucun gerçeğe daha yakın olmasına yardımcı olur. Bu nedenle profesyonel anlamda modelcilik beceri,dikkat ve özen gösterme gibi özelliklerin yanısıra iyi bir gözlemcilik ve araştırmacılık gerektirir. Gerçeğine uygun bir model yaratmak için gerekli aşamalar şu şekilde olmalıdır: 1.Yapılacak model hakkında araştırma yapılır. 2.Plandaki yapım bilgileri sadece okunmakla kalmaz,değerlendirilir. 3.Gerekli parçalar şablondan kesilerek çıkarılır. 4.Çıkarılan parça temizlenir. Yıkanarak veya silinerek döküm esnasında kullanılan yağ temizlenir. Daha sonra maket bıçağı ve zımpara kullanılarak kalıp çizgileri ve fazla plastik parçaları yok edilir. 5.Önce maketin küçük parçalarının montajı yapılır. Örneğin; bir uçak maketi yaparken öncelikle koltuk,ön ve yan paneller ve kokpit zemini gibi parçalar birbirine monte edilerek kokpit oluşturulur. 6.Montajı yapılan küçük parçaların zımparalama,dolgu,boyama gibi işlemleri yapılır. 7.Montajı yapılan küçük parçalar biraraya getirilerek model oluşturulur. 8.Oluşan model elde edilen bilgiler doğrultusunda gerçeğine uygun olarak boyanır. 9.Decaller yapıştırılır veya gövde işaretleri boyanarak yapılır. 10.Weathering denilen kirletme işlemi yapılır. 11.Son detaylar eklenerek model bitirilir. Planlama aşaması çok dikkatle yapılıp, aşamalara doğru sırayla uyulmalıdır. İyi yapılmayan planlama ve sıralamaya uyulmaması geri dönüşümü olanaksız olaylara veya hatalara yol açabilir. Ancak bazı işlemlerin modelin planındaki sıralamaya bağlı olmadan yapılmasının gerekebileceği unutulmamalıdır. Örneğin; koltuk,levye ve pilot figürü yapıştırılmış bir kokpitte ön panel detaylarının boyanması çok zor hatta imkansızdır. Bazı decallerin model bittikten sonra değil,montaj esnasında takılması gerektiği, parçaların montajından sonra bunun olanaksız hale gelebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.


MODELİN YAPIŞTIRILMASI

Snapkit denen yapıştırıcı gerektirmeyen birbirine geçen parçalardan oluşan modeller olmasına rağmen,bunları oyuncak kabul etmek gerekir. Gerçek modeller farklı yapıştırıcılar kullanılarak yapılır. En çok kullanılan; modelle uğraşanların maket yapıştırıcısı olarak adlandırdığı polstyrene yapıştırıcıdır. Bu yapıştırıcı uygulandığı yüzeylerdeki plastiği eriterek parçaların birbirine kaynamasını sağlar. Çok çabuk kurumaz ama kuruduktan sonra parçaların ayrılması çok zordur. Boyalı parçalarda boya, plastik ile yapıştırıcı arasında bir engel oluşturduğundan ya yapıştırılacak boyalı kısımdaki boyayı kazımak ya da başka bir yapıştırıcı kullanmak gerekir. Polystrene yapıştırıcıyı kullandıktan sonra parçaların ayrılmayacağı göz önünde tutularak,yapışacak parçaların önceden uygunluğunun denenmesi akıllıca bir harekettir. Model yapıştırıcıları direkt veya fırça, kürdan gibi aletler yardımıyla uygulanabilir. En ideal olan ve profesyonel modelciler tarafından tercih edilen iğne uçlu yapıştırıcılardır. Hem temiz çalışma olanağı verir,hem de az miktarda kullanıldığı için ekonomiktir. İğne uçlu yapıştırıcılar kullanılırken karşılaşılan tek sorun; kullanım aralarında iğnenin ucunda yapıştırıcının kurumasıdır. Bu sorun ince bir tel yardımıyla veya ısıtılarak çözülebilir. Yapıştırıcı kururken uygulandığı iki parçanın birbirine bastırılması sağlam bir birleşme sağlar. Paket lastikleri,şeffaf bant veya maskeleme bandı kullanılarak bu işlem kolaylaştırılabilir. Parçaların en az bir gün veya gece boyunca kurumaya bırakılması en idealidir. Her ne kadar dikkat edilirse edilsin; küçük bir miktar yapıştırıcı modele bulaşabilir ya da yapıştırılan iki parça arasından taşabilir. Bu durumda;asla yapıştırıcı silinmeye çalışılmamalıdır. Aksi taktirde yapıştırıcı daha geniş bir alana yayılarak plastiği bozar. Yapılması gereken 1 veya 2 gün kurumaya bırakılıp daha sonra zımpara kullanılarak fazla yapıştırıcının temizlenmesidir. İyi bir model yaratmanın tek yolu; sabırlı olmaktır. Bir modelin iki yapım aşaması arasında uzun süre beklemeniz gerekebilir. Bir çok modelci gövde montajından sonra yaklaşık 2 gün maketlerini kurumaya bırakırlar. Bu süre gerçekten uzun bir süredir,ama bir çok şekilde değerlendirilebilir. Bu yollardan bir tanesi de bir maketin aşama aralarındaki boş zamanları aynı anda diğer bir maket daha yaparak değerlendirmektir. Sabırsızca yapılan maketlerde sonuçta ortaya çıkan; tatmin etmeyecek bir çalışma veya kötü bir makettir. Modelcilerin kullandığı diğer bir yapıştırıcı japon yapıştırıcısı olarak da bilinen cyanoacrylic yapıştırıcıdır. Bu yapıştırıcı daha sağlam bir birleşme sağlar,boyalı parçalarında yapışmasına olanak verir ve küçük alanlarda dolgu amacıyla kullanılabilir. Saniyeler gibi çok kısa sürede kurur ve kuruyunca kolayca zımparalanabilir. Şeffaf parçalarda kullanılmamalıdır, aksi taktirde erime ya da buğulanma gibi sorunlara yol açar. Bu yapıştırıcı kullanılırken dikkatli olunması gerekir. Ele bulaştığında parmaklar kolayca birbirine yapışabilir ve ayrılması çok zor ve acı vericidir. Bu durumda yapılması gereken parmakları dayanılabilecek kadar sıcak bir suyun altına tutup yapıştırıcının bir ölçüde yumuşamasını sağlamaktır. Cyanoacyrlic yapıştırıcı kullanılırken tek kullanımlık ameliyat eldivenleri giyilmesi iyi olur,yine de eller kesinlikle yüze ve gözlere yaklaştırılmamalıdır. Mobilyacılıkta kullanılan beyaz tutkaldan da modelcilikte yararlanılır. Bu tutkal plastiğe zarar vermez,kuruduğunda iz bırakmaz ve kullanımı kolaydır. Sağlam bir birleşme sağlamadığı için büyük parçaların yapıştırılmasında kullanılmaz; iz bırakmama özelliği nedeniyle şeffaf parçaların yapıştırılmasında tercih edilir.


   Image and video hosting by TinyPic

                   BOŞLUKLARIN DOLDURULMASI
Parçalar yapıştırılırken azami özen gösterilmesine rağmen,modelin üretimine bağlı veya temizlenme sırasında oluşması kaçınılmaz olan maket boşlukları mutlaka doldurulmalıdır. Bu boşluklar en çok iki gövde parçası ile gövde-kanat birleşim yerlerinde görülür. Doldurulmadıkları taktirde modelin gerçeğine uygun olması düşünülemez. Değişik bir çok markada dolgu malzemesi olmakla beraber,bunların hepsi yaklaşık olarak aynı işi yaparlar. Temelde 2 farklı dolgu maddesi vardır. Birincisi ; tek bir maddeden oluşan ve direkt olarak kullanılabilen putty denen dolgu maddesidir. Daha çok küçük yüzeylerin doldurulmasında kullanılır. Doldurulacak kısma putty sürülür,gece boyunca kurumaya bırakılır ve ertesi gün yüzey zımparalanarak düzeltilir. Putty, çatlama ve kırılma gibi olaylarla karşılaşmamak için birkaç kat halinde uygulanmalıdır. Büyük boşluklarda veya modele yeni bir şekil vermek için ikinci madde epoxy putty tercih edilir. Bu iki farklı maddenin karıştırılmasıyla elde edilen daha sert bir maddedir. Teknik olarak aynen putty gibi kullanılır ancak sertleşme süresi biraz daha uzun olabilir. Hangi malzeme kullanılırsa kullanılsın dolgu işlemi sırasında dikkat edilmesi gereken nokta; bu maddelerin plastiğe temas ettiklerinde bir miktar ısı oluşturduğudur. Bu nedenle büyük yüzeylerde dolgu uygulamanın plastiği az da olsa eritebileceği düşünülerek dikkatli olunmalıdır. Küçük boşlukların doldurulmasında japon yapıştırıcısından da yararlanılabilir.

Image and video hosting by TinyPic Yapıştırma işlemi sonrası modelde kalan boşluklar dolgu maddesi ile doldurulur ve kurumaya bırakılır.


Image and video hosting by TinyPic Dolgu maddesi kuruduktan sonra modele zarar vermeden fazla dolgu maddesi zımpara yardımıyla temizlenir.

 
 Image and video hosting by TinyPic
 
February 25

SANAL TUNING

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
Modifiye Nedir?
Motorun gücünü artırmak, fren sistemini güçlendirmek, kabin ve karoserde bir takım değişiklikler yapmak,aracın daha süratli görüntüsü ve hızıyla dikkati çeken bir otomobil haline getirilmesi için yapılan değişikliklerdir.Diğer otomobillerden ayırt edilen en büyük özellik de bu olsa gerek. Modifiyenin en çarpıcı özelliği motor gücünü artırmaktır. Daha geniş piston kullanmak ya da eksantrik milinin derecesini değiştirmek, motora güç kazandırmanın en etkin yolları. Bununla birlikte, elektronik beyin programının geliştirilmesi ve hava emmeyle egzoz sisteminin modifikasyonu. Turbo motorlarda bu işlemlerin yanında Turbo valfinin basınç limitini artırılması, intercooler'i büyütmek ve blow-off supabı monte ederek güç artırılabiliyor. Otomobillerde yapılan bu teknik değişiklikler sadece sürat yapması için değil, yol tutuşu güçlendirmeyi ve frenaj kabiliyetini artırmayı da kapsıyor. Bu değişimlerin hepsi bir zincir olarak da düşünmemiz mümkün.Bu yüzden zincirlerden biri eksik olduğu zaman mutlaka olumsuz bir faktörle karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.Örneğin;Gücü artırılan otomobili yolda tutmak için birtakım teknik değişiklikler yapmak ve güvenli durabilmesini sağlamak için fren sistemini güçlendirmek gerekiyor. Biri eksik olduğunda, ölümle dahi sonuçlanabilecek kazaların yaşanması her an mümkün. Bu nedenle modifiye işlemini yaptırırken doğru sıralama yapmak gerekiyor. Bu arada kullanılan parçaların titizlikle seçilmesi mutlaka belgeli ve trafikte kullanıma uygun olduğuna dikkat etmek gerekiyor.Bu işlemi yaptırırken ilk yapılması gereken profesyonel kişilerden yardım alınması olmalıdır.Teknolojinin gelişmesi ile birlikte otomobillerinde farklı zevklere göre tasarlanması sağlandı. Bu farklı tasarımların ortaya çıkmasında belki de en büyük pay sahibi motor sporlarının oldu.Kabin içindeki süslemelerden alüminyum görünümlü depo kapaklarına kadar tüm aksesuarların temelinde Motor sporları yatıyor.Dış görünümde lastik-jant, karoser kiti, farlar, far kasları, son susturucular,hava kanalları ve aynalar otomobilin otomobili diğer otomobillerden farklı kılan özellikler. Bu aksesuarlardan bir bölümü, otomobilin sadece görünümüne değil , yol tutuşuna da katkı sağlıyor. Kabindeyse Renkli göstergeler,vites topuzu, direksiyon simidi,konsol kaplamaları koltuklar yapılan değişiklikler arasında yer alıyor. Dikkat edilmesi gereken diğer bir hususta modifiyeli araçları kullanırken kendi hız zevkiniz için başkalarının canını tehlikeye sokacak şekilde caddelerde yarış yapmak yerine çeşitli kuruluşların düzenlediği yarışlarda adrenalinizi yükseltmenizi tavsiye ederiz.Unutmayın ki cadde ve sokaklarda yapılan hız özgürlük değildir.

Çekiş Kontrol Sistemi Nedir?


Halk arasinda "anti-patinaj sistemi" olarak da isimlendirilen çekis kontrol sistemi, elektronik bir aktif güvenlik ünitesidir. Otomobilin çekise sahip tekerleklerinden herhangi birisi gereginden fazla dönüp patinaja düstügünde devreye giren sistem gazi kademeli olarak kesip motor gücünü gerekli oranda düsürerek patinaji önler. Böylece tekerleklerin yola tutunmasi saglanarak aracin güvenli bir sekilde yol almasi saglanir. Hangi araçlara uygulanabilir? ABS fren sistemli ve enjektörlü her türlü araca uygulanabilir. Çekis Kontrol Sistemi'nin avantajlari nelerdir? Çekis Kontrol Sistemi bulunmayan araçlarda kaygan zeminlerde (islak, buzlu, toprak, vb.) ve dönüslerde gereginden fazla gaza basilmasi durumunda çekis yapan tekerlekler hizla bosa döner ve aracin savrulmasina sebep olabilir. Oysa Çekis Kontrol Sistemi bulunan araçlarda her türlü yol sartlarinda emniyetli yol tutus saglanir. - Sürüs güvenliginizi arttirir - Virajlarda yoldan çikmanizi engeller - Kayfan zeminlerde güvenli yol almanizi saglar - Her türlü yol sartinda daha performansli kalkis yapmaniza yardim eder - Lastik ömrünü uzatir - Aks, debriyaj balatasi, sanziman vb. aktarma organlarinin ömrünü uzatir - Kullanim tarzina göre ayarlanabilir - Istenildiginde devreden çikartilabilir - Aracin orjinal tesisatini bozmaz - -40 C, +80 C ortam sicaklakliklari arasinda çalışabilir.

SPOİLER

Genel Kural 1 Bir cismi yere ne kadar bastırırsanız o kadar zor kaydırırsınız.İşte bu kuraldan yola çıkarak diyebiliriz ki bir arabanın arkası yere ne kadar çok basılırsa, o kadar zor kayar. Arka kanat takılması olayı, özellikle yüksek hızlarda yol tutuşunu arttırmak için yapılan bir uygulamadır. Arabanın yardığı hava, arkaya taktığınız, biraz öne doğru yatırılmış kanata çarparak bir kuvvet uygular ve arabanın arkası yere doğru bastırılır. Bu arka kanatların açısı çok önemlidir. Ne düz olmalıdır, ne de fazla eğik. Piyasadaki arka kanatlardan Renault 21'lerde görebileceğiniz çite gibi dümdüz olanları görüntüden başka bir işe yaramazlar fazlasıyla. Ancak bir Subaru Impreza'ya baktığınızda, hem kanadın büyüklüğü hem de biraz öne doğru eğilmiş yapısı, arabanın arkası üzerinde büyük bir kuvvet uygular ve arka tekerleklerin tutuşunu büyük oranda arttırır. Bu da sizin kullanımınıza ister otobanda yüksek hızlarda olsun, ister virajlarda olsun, daha doğrusal, stabil bir sürüş sağlar. Arka kanat uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktalar: Araca arka kanat takıldığı zaman yüksek hızlarda oluşacak baskıdan ve arabanın arkasının yere daha çok bastırılacağından dolayı, tekerlekler üzerine normalden daha fazla basınç gelecektir. Tekerleklerin bu basınca karşı koyabilmek için normal değerinden biraz daha fazla şişirilmesi gerekmektedir. Kesin bir şey söyleyememekle birlikte ben olsam, kanadın boyutuna ve etkisine göre arka tekerlekleri fabrika verilerinden 1 ya da 2 psi daha fazla şişirirdim. Avantajı, dezavantajı Avantajı az önce de bahsettiğimiz gibi yol tutuşunu iyileştirmesidir. Dezavantajı ise yakıt tüketimini bir miktar arttırmasıdır. Ama bu önemsenecek boyutlarda değildir. Ön Tampon-Altı Rüzgarlık Uygulaması Normalde bir araba giderken, önündeki havayı yararak ilerler. Yardığı havanın büyük bir bölümü arabanın üstünden diğer miktarı da arabanın altından ve yanlarından geçerler. Yarılan havanın, arabanın altından geçen kısmı, arabaya alttan bir miktar kuvvet uygulayarak aracı az da olsa yerden kaldırır. Bunun karşılığında da aracın üstünden geçen hava arabayı yere bastırır. Ama biz daha iyi bir yol tutuş istiyorsak, arabanın altından geçen hava miktarını azaltabiliriz. Bunun için ön tamponun altına yaklaşık 5cm yüksekliğinde ek bir parça takılabilir. Bu takılan parça arabanın yardığı havanın, aracın altına girmesine bir miktar engel olur, bu sayede de yol tutuş bir miktar iyileşir. Özellikle yüksek hızlarda arabayı kontrol etmekte zorlanıyorsanız, arabayı düz bir çizgide tutamıyorsanız, araba sanki hafifmiş ve sağlam bir şekilde gitmiyormuş gibinize geliyorsa, ön kanat uygulaması sizin sorununuza çare olabilir. Sonuç Özellikle motor modifiyesi görmüş ve motor gücü arttırılmış araçlarda, ön ve arka rüzgarlık uygulamaları son derece gereklidir. Motor gücü artmasına rağmen, halen hafif olan araç, yüksek hızlarda dengesizlik, kontrol zorluğu çekebilir. Mesela 120bg. olan bir P106GTI'ısiz 150-160 bg yaptıysanız bu araba uçma eğilimi gösterebilir.bunun için ön ve arka kanatlar son derece faydalıdır. Araçların Kanatları Spoilerlar Spoiler denince bir çok kişinin aklına Ankara trafiğinde araçların yüzde 90'ında dekoratif amaçla bulunan sonradan monte edilen plastik parçaları gelir. Peki spoiler gerçekten dekor mu? Yoksa araba üzerinde bir işlevi var mı? Araçların ağırlığı hızları yükselttikçe azalır. 30 km hızla giden araç ile 130 km hızla giden bir aracın ağırlıkları çok farklı olur. Araç hızlandıkça hafifler. Hafifledikçe de kontrolü zorlaşır. Bu noktada spoilerlar devreye girer. Araçlarda ön ve arka olmak üzere iki tür spoiler bulunabilir. Araç, önünde bulunan havayı yararak ilerler. Eğer aracın arkasında doğru dizayn edilmiş bir spoiler varsa hava spoilera çarparak aracın arkasını yere bastırır. Bu da aracın ağırlığını; dolaylı olarak da yüksek süratteki yol tutuş kabiliyetini arttırır. Eğer aracın arkasında bulunan spoiler iyi dizayn edilmemişse aracın yol tutuşunu son derece olumsuz etkiler. Aslında spoilerları uçakların kanatlarına benzetebiliriz. Kanatlar uçakları havaya kaldırır, spoiler ise aracın havalanmasını önler. Uçakların 200 km'den sonra havalandığını ve Porsche Turbo'nun 300 km son sürati olduğunu düşünürseniz bazı arabaların spoilera olan ihtiyacının ne kadar çok olduğunu daha kolay anlarsınız. Eğer aracınızda fabrika çıkışı bir spoiler mevcutsa ekstra olarak bir şey yapmanıza gerek yok. Ama sonradan aracın arkasına spoiler taktırdıysanız arka lastiklerinizin havalarına dikkat etmeniz gerekir. Spoiler takıldıktan sonra yüksek hızlarda arabanın arkası yere basılacağından arka lastiklere normalden daha fazla baskı gelecektir. Arka lastikleri fabrika değerinden biraz daha fazla şişirerek bunun önüne geçebilirsiniz. Araç havayı yarıp ilerlerken bir miktar hava da aracın altından geçer. Bu hava akımı aracı yukarı doğru kaldırır; yani hafifletir. Otomobil üreticileri bunu düşünerek ön spoilerları üretmiştir. Ön spoilerlar aracın altından geçen havayı büyük ölçüde keser ve aracın yol tutuşuna katkıda bulunurlar. Spoilerlar doğru uygulandıkları taktirde araçların yol tutuşlarını güçlendirirler. Fakat yanlış uygulamalar aracın yol tutuşunun bozulmasına, daha fazla benzin tüketimine neden olabilir. Genellikle otomobillerini modifiye edip güçlerini yükselten kişiler yol tutuşlarını iyileştirmek için spoiler kullanırlar.

Egzozlar Hakkında Olayın Mantığı

Egzoz sistemi modifiyesinin mantığı motorun egzoz subaplarundan çıkan atık gazların dışarıya daha kolay atılmasını ve pistonların artık egzoz gazlarını o küçük borulardan ve susturuculardan dışarıya postalamak için uyguladıkları direncin azaltılmasını sağlamaktır. Standart egzoz susturucuları, adından da belli olacağı üzere motorun, egzoza yansıyan seslerini susturmak için yapılmışlardır. Ama bu susturma işlemi sırasında da egzoz gazlarının çıkışýnı zorlaştırırlar ve bu da arabanın performansının olabileceğinden daha düşük olmasına sebep olur. İşte bu olayda, modifiyeciler için performans tipi egzoz susturucularu üretilmiştir. Bu susturucular egzoz sesini fazla kesmezler, gaza bastuğınızda baya bir bağırurlar, ama aynu şekilde motordan çukan gazun da dışarıya kolay bir şekilde atılmasını sağlarlar. Aslında çıkardığı ses de çok sportif bir sestir. Malum yarış motorsikletlerinin çıkardığı seslere benzer sesleri. Olayın uygulaması Bir egzoz sistemi üzerinde 2 tane susturucu ve enjeksiyonlu arabalarda bir de katalitik konvertör bulunur. (Egzoz gazını temizleyen bir alet). Bu 2 susturucu, orta susturucu ve arka susturucu olarak adlandırılırlar. Bir egzoz modifiyesinde, öncelikle arka susturucu değiştirilmelidir. Arka susturucuyu değiştirmek, orta susturucuya nazaran daha yüksek performans artışı sağlarlar. Aslında en iyi performans için komple bir egzoz sistemi uygulaması yapmak gerekir. Bu uygulama, orta ve arka susturucuların, performans tipi susturucularla değiştirilmesi, egzoz borularının daha geniş borularla değiştirilmesi ve katalitik konvertörün iptali ya da performans tipi katalitik konvertörlerle değiştirilmesinden oluşmaktadır. Olayın en sonunda ise Headers denilen, egzoz manifoldu sisteminin değiştirilmesi vardır. Fakat bu olayın maliyeti diğerlerine göre daha yüksek olduğu için genelde en son olarak uygulanır. Avantajları, dezavantajları Ses olayına girmek uygun olmaz. Bu kimisinin rahatsız olacağı, kimisinin ise hoşlanacağı bir durumdur. Fakat ses olayıda susturucu markalarına göre değişebilmektedir. Supersprint susturucularının onaylı olduğu ve az ses çıkardığı bilinmekle beraber, Remus susturucularının da daha fazla performans verdiği fakat yüksek sesinden dolayı başınıza polisleri topladığı bilinmektedir. Modifiye edilmiş egzoz sisteminin motor performansını etkileme konusuna gelirsek. Performans, farklı devirlerde farklı değişiklikler gösterir. Motor gücünde, yüksek devirlerde (4000 ve üstü) %10'lara kadar varan farkedilir bir artış yaşanmasına rağmen, düşük devirlerde de (3000 ve altı) bir miktar güç düşüşü görülmektedir. Yani bu modifiye sistemini ancak aracınızı devirli olarak kullanıyorsanız uygulamanız mantıklıolur. Aksi takdirde, şehir içi veya sakin kullanımlarda beklediğiniz etkiyi bu sistemden göremezsiniz... Düşük devirli kullanımlar için en uygun modifiye Chip Tuning'dir. Maliyet Katalitik konvertör iptali, konvertörün yerine ve şekline göre 20-50 milyon arasıbir maliyete söktürülebilmektedir. Performans tipi Supersprint veya Remus marka arka susturucu fiyatları 400-600 euro civarlarýndadýr, orta susturucular ise bunlardan biraz daha pahalıdır. Headers egzoz manifoldu sisteminin maliyeti ise 1000 eurolara kadar varabilmektedir.

Image and video hosting by TinyPic

  Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

FOTOĞRAF SANATI

Image and video hosting by TinyPic

Fotoğraf Makinesi

İçindekiler

1. Makinelerin Başlıca Öğeleri

    1. Netleme Sistemi
    2. Diyafram
    3. Obtüratör
    4. Film Sarma Kolu
    5. Numaratör
    6. Geriye sarma kolu
    7. Vizör
    8. Objektif
  1. Makine Tipleri
    1. Kompaktlar
    2. Tek Objektifli refleks Makineler (SLR -Single Lens Reflex)
    3. Vizörlüler (Telemetreliler)
    4. Çift Objektifli Refleks Makineler (TLR)
    5. Büyük Formatlı Makineler

1. İğne Deliği Kamera

Camera Obscura, yani iğne deliği kamera yalnızca karanlık bir kutudan ibarettir. Bu kutunun bir tarafında iğne ucu büyüklüğünde bir delik vardır. Konudan gelen ışık ışınları bu delikten geçerek karşı taraftaki ekran üzerine düşer ve o konunun ters bir görüntüsünü oluşturur.

Image and video hosting by TinyPic
(Camera Obscura)

Tüm fotoğraf makinelerinin temel prensibi bu kameradır. Ancak bir takım sorunları vardır. Örneğin deliğin çok küçük olması nedeni ile oldukça karanlık bir görüntü elde edilebilir. Görüntünün daha aydınlık olabilmesi için delik çapının büyütülmesi gerekmektedir. Bu da görüntünün bulanıklaşmasına sebep olur.

Image and video hosting by TinyPic
(Küçük delikten görüntü oluşumu)

Image and video hosting by TinyPic
(Büyük delikten görüntü oluşumu)

Image and video hosting by TinyPic
(Basit bir mercek ile görüntünün oluşumu)

Bu kamerayı geliştirmek için yapılacak şey, ona kullanım kolaylığı sağlayabilmesi için bir takım ilaveler yapmaktır. Bunlar, daha net ve aydınlık bir görüntü için bir mercek ve bu mercekten geçen ışınların şiddetini denetleyebilmek için bir diyafram (iris), ışığın istediğimiz zaman geçebilmesi için açılır kapanır bir kapak yada örtücü (obtüratör), bu örtücü sistemin hareketini başlatabilmek için bir deklanşör, örtücünün istediğimiz süre kadar ışığın geçmesini sağlayabilecek hızı ayarlayabilen bir başka kontrol düzeneği (enstantane ayarları), nereyi fotoğrafladığımızı görebilmemiz için bir bakaç (vizör), film koyma haznesi, filmi sarma kolu, biten filmi geriye sarma kolu, bulunduğumuz ortama göre ışığın şiddetini ölçebilecek bir ışık ölçer (pozometre) gibi bir takım düzenekler olabilir .

Image and video hosting by TinyPic
(Fotoğraf makinesinde bazı düzenekler)

2. Makinelerin Başlıca Öğeleri

2.1. Netleme Sistemi :

A. Helikoid Sistem: Netlemeyi gerçekleştiren vidalı iki tüpten ibaret bir aparattır. Bir şişe kapağının açılıp kapanırken yukarı-aşağı hareketi gibi merceklerin film düzleminden uzaklaşıp yakınlaşması ile netleme yapılır. Netleme ayarı, manuel (M) yapılabildiği gibi son zamanlarda geliştirilmiş modellerde otomatik olarak da (autofocus-AF) netleme yapılabilir.

B. Körüklü Sistemler: Büyük ve orta boy kameralarda bulunur. Objektif ile film düzlemi arasında bir körük vardır ve objektif yada film düzlemi ileri geri hareket ettirilerek netleme yapılır. Görüntünün kadraj ve netlik kontrolü bir buzlu cam üzerinden izlenebilir.

2.2. Diyafram :

Işığın yoğunluğunu kontrol edilebilmesini sağlayan, büyütülebilen yada küçültülebilen bir delikten ibarettir. İki fonksiyonu vardır.

1. Işığın yoğunluğunu kontrol eder
2. Net alan derinliğini kontrol eder.

Diyaframın ve obtüratörün birlikte kullanılması ile ışığın yoğunluğu, süresi, hareket ve alan derinliği kontrol edilir.

Image







and video hosting by TinyPic
(Diyafram)

Image and video hosting by TinyPic
(Diyafram değeri arttıkça açıklık azalır)

2.3. Obtüratör :

Işığın film üzerine düşme süresini belirleyen mekanik bir sistemdir. Bu süreler çoğunlukla saniyelerin birimleri kadardır. Örneğin 1/1, 1/2, 1/4, 1/8, 1/15, 1/30, 1/60, 1/125, 1/250, 1/500, 1/1000 gibi. Objektifler arası ve perdeli olmak üzere iki tip obtüratör sistemi vardır. Obtüratörün iki fonksiyonu vardır.

Image and video hosting by TinyPic
(Obtüratör skalası)

1. Işık miktarını saptamak
2. Hareketi saptamak.

Image and video hosting by TinyPic
(Merkezi Obtüratör Sistem)

- Mercekler arasında yer alır.
- Maksimum hızı sınırlıdır.
- Bütün hızlarda flaş kullanılabilir.
- Tamiri kolaydır.
- Görüntüde deformasyon yapmaz.
- Sessiz çalışır
- Sarsıntı yapmaz.


Image and video hosting by TinyPic
(Perdeli Obtüratör)

- Objektif ve aynanın arkasında, film düzleminin hemen önünde yer alır.
- Deklanşöre basılmadığı sürece film yüzeyini sürekli kapalı tuttuğu için objektif değişimi yapılabilir.
- Maksimum hızı yüksektir.
- Temel hız ve altında flaş kullanılabilir.
- Tamiri zor ve pahalıdır.
- Hareketli görüntülerde deformasyon yapabilir.
- Gürültülü çalışır.
- Sarsıntı yapabilir.

2.4. Film Sarma Kolu :

Pozlanmış karenin üzerine ikinci bir pozlama daha yapmamak için pozlanan kareyi obtüratörün önünden uzaklaştırıp yerine pozlanmamış bir başka karenin getirilmesi gerekir. Çoğunlukla makineler bir kare üzerine pozlama yapıldıktan sonra aynı kare üzerine ikinci bir pozlama yapmayı mümkün kılmayacak bir düzeneğe sahiptir. Bu tür makinelerde aynı zamanda pozlanmamış kareyi de ileriye sarmak olası değildir. Yani kısaca çekmeden sarmak, sarmadan da çekmek mümkün değildir. Ancak bazı modellerde üst üste çekim yapılması olanaklıdır.

Image and video hosting by TinyPic
(Sarma kolu)

2.5. Numaratör :

Çoğunlukla kaç poz çekim yapıldığını yada kaç poz daha çekim yapılabileceğini gösteren ve bazı modellerde film hazne kapağı kapandıktan sonra devreye giren bir düzenektir. Ancak birtakım modellerde ise film hazne kapağı kapandıktan sonra kullanıcının numaratörü ayarlaması gerekmektedir.

2.6 Geriye sarma kolu :

Film bittikten sonra filmi tekrar kasetine geriye sarmak için ve ancak mekanik aksamı boş vitese alır gibi bir butona basılarak filmi ileriye sarma mekanizmasından kurtarıp kullanılabilen bir sistemdir. Bu buton çoğunlukla "R" harfi ile işaretlidir. Geriye sarma kolunda ise genellikle sarma yönü ok işareti ile belirlenmiştir.

Image and video hosting by TinyPic
(Geriye sarma kolu)

2.7. Vizör :

Objektifin görüş açısı ve yönünü göz ile takip etmeye yarayan optik bir düzenektir.

Image and video hosting by TinyPic
(Vizör)

2.8. Objektif :

Görüntünün duyarkat (film) üzerinde yeterli aydınlık ve netlikte oluşmasını sağlayan mercek ya da mercekler topluluğudur. Bir objektif üzerinde çoğunlukla diyafram ayar halkası, netleme halkası gibi kontrol düzenekleri bulunur .

Image and video hosting by TinyPic
(Objektif)

Bir objektifin üzerinde, özelliklerini belirten; odak uzaklığı, en açık ve en kapalı diyafram açıklığı, netleme mesafesi gibi bilgiler bulunmaktadır. Objektifleri incelerken ilgili kavramlar üzerinde açıklama yapmak yararlı olacaktır.

Odak uzunluğu : Optik merkez ile film düzlemi arasındaki mesafedir. Milimetre cinsinden ifade edilir.

Image and video hosting by TinyPic
(Odak uzunluğu)

Objektifler odak uzunluklarına göre sınıflandırılırlar: Normal, kısa, uzun. Bunlara ilave olarak değişken odak uzunluğuna sahip objektiflere zoom objektif denmektedir. Bir objektifin odak uzunluğunu belirlerken, objektifin takılı olduğu fotoğraf makinesinin kullandığı film formatının belirleyici olduğunu bilmemiz gerekir. Örneğin günümüzde en yaygın kullanılan fotoğraf makineleri 35mm.lik, yani boyu 24mm eni 35mm olan film kullanılan makinelerdir. Bu filmlerin çapraz uzunlukları 43mm dır.

Normal odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğuna eşit olan objektiftir. Eğer 35 mm formatında film kullanan 35mm.lik bir fotoğraf makinemiz varsa, normal odak uzunluluğumuz 43mm.dır. 35 mm formatında normal odak uzunluğu 43 ­- 50 mm.dir .

Kısa odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan kısa olan objektiftir. Yani 35 mm formatındaki bir makinenin kısa odaklı objektifleri 35mm, 28mm, 24mm vb.dir. (çapraz uzunluk 43mm)

Uzun odaklı objektif: Odak uzunluğu, takılı olduğu makinenin kullandığı filmin çapraz uzunluğundan uzun olan objektiftir. Yani 35mm formatındaki bir makinenin uzun odaklı objektifleri 85 mm, 105 mm, 200 mm vb.dir (çapraz uzunluk 43mm)

Görüş açısı: Odak uzunluğunun kısa ya da uzun olması görüş açısını belirler. Kısa odak uzunluğuna sahip objektifler geniş görüş açısına sahiptirler ve geniş açı Objektif olarak tanımlanırlar.

Image and video hosting by TinyPic
(Uzun odak uzunluklu bir merceğin oluşturduğu görüntü)

Image and video hosting by TinyPic
(Kısa odak uzunluklu bir merceğin oluşturduğu görüntü)

Image and video hosting by TinyPic
(17 mm lens: Daha geniş bir alan)

Image and video hosting by TinyPic
(70 mm lens : Daha dar bir alan)

(Lens odak uzaklığı ve görüş açısı: Fotoğraf makinesi sabit tutulmuştur)

Image and video hosting by TinyPic
(17 mm lens : Arkan planda daha çok perspektif mevcut)

Image







and video hosting by TinyPic
(70 mm lens : Arka plan objeye daha yakın)

(Lens odak uzaklığının arka plana etkisi: Objenin büyüklüğü sabit kalacak şekilde uzaklaşılmıştır)

Diyafram değeri, çapı ve merceğin odak uzaklığı ile formüle edilebilir.

Diyafram değeri = Merceğin odak uzaklığı / Diyaframın çapı

Normal açı insan gözünün görebildiği açıya eşdeğerdir ve bu açı 450 -500 dir. Dolayısıyla normal odaklı objektifler insan gözünün gördüğü açıyı film düzlemi üzerine yansıtır. Kısa odaklı yani geniş açılı objektifler insan gözünden daha geniş açıları (örneğin 750, 1040 vb.) Film düzlemi üzerine yansıtabilirler. Uzun odaklı yani dar açılı objektifler insan gözünden daha dar açıları (örneğin 180, 50 vb.) Film düzlemi üzerine yansıtabilirler. Zoom objektifler değişken odak uzunluklarına aynı gövde üzerinde ayarlanabilen objektiflerdir. Örneğin 28mm - 85mm gibi. Kullanım amaçlarına göre özel objektifler de vardır. Örneğin en yaygın özel tip objektifler olarak makro ve shift objektifleri sayabiliriz.


(Balıkgözü objektif)

Balıkgözü objektif : Görüş açısı aşağıdaki objektiflerden en geniş olan objektiflerdir. Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılırlar. 6mm-16mm arasında kalan objektifler balık gözü objektifleridir.


(Zoom tipi objektif)Image and video hosting by TinyPic

Zoom tip objektif : Değişken odak uzunluklu objektiflere "zoom" adı verilir. Genellikle 35mm’lik fotoğraf makinelerinde çok gerekli olan bu objektif, konunun daha yalın bir şekilde kadrajlanması, lüzumsuz detayların elenmesi için kullanılır. Ne var ki, bu tür objektifler, optik yapıları nedeni ile ışık kaybına neden olurlar. Ancak ışık kaybı azaltılmış zoom objektifler diğerlerine göre çok daha pahalı olabilirler.



(Geniş açı objektif)Image and video hosting by TinyPic

Çok geniş açılı ve geniş açılı objektifler: 16-20mm ve 20-35mm’lik odak uzunluğu olan bu objektifler çok geniş açı ve geniş açı olarak adlandırılır. Tecrübeli ellerde olağanüstü fotoğraflar verebilen bu objektifler, yanlış kullanıldığında deformasyonlara neden olurlar. İnsan yüzleri, yakın çekimlerde çirkinleşir, fotoğrafın köşesine geldiklerinde uzarlar. Bina perspektiflerinin bu tür objektiflerle deformasyona uğraması ve dikey çizgilerin fotoğrafın yukarısına doğru birleşmesi gibi tatsız sonuçlara meydan vermemek için zaten birbirine paralel olan objektif düzlemi ve film düzleminin, konu düzlemine de paralel hale getirilmesi gerekir.


(Normal objektif)

Normal objektifler: Odak uzunluğu 50mm civarında olan objektiflerdir. Görüş açıları 47 derece civarındadır ve diyafram aralıkları en fazla olan (f 1:1.4) optiklerdir.

(Tele objektif)Image and video hosting by TinyPic

Teleobjektifler: Çekim esnasında bulunulan yere uzak olan konuları yakınlaştırmak için kullanılan objektiflerdir. Yabanıl yaşam ve sportif etkinliklerin çekimi için bu teleobjektifler kullanılır. Alan derinlikleri çok kısıtlı olduğundan net ayarı tam yapılan objeler ön ve arka plandan kolaylıkla sıyrılır ve fotoğraflarda derinlik duygusu oluşur. Çoğunlukla makineyi bir sehpaya monte ederek kullanmayı gerektirirler. Aksi halde sallanma veya titreşimlerden dolayı fotoğraflarda flu sonuçlar doğabilir. Elde kullanılması zorunlu ise objektifin odak uzunluğunun nümerik değerine yakın bir obtüratör seçimi yapmak bu titremeyi absorbe edebilir. Örneğin 200mm’lik bir teleobjektif ile 1/250 yada 500mm’lik bir teleobjektif ile 1/500 enstantane kullanmak gibi.

Kısa tele objektifler: 70 mm ile 135 mm arasındaki odak uzunluklu objektiflerdir. Bu tür objektifler 85mm’den itibaren çoğunlukla portre çekimlerinde kullanılır. Net alan derinlikleri kısıtlıdır ve diyafram açıklıkları f:2.8 olanları da vardır.


(Makro objek

tif)

Image and video hosting by TinyPic

Makro Objektifler: Yakın plan çekimlerinde kullanılan optiklerdir. Çoğunlukla doğada bulunan çiçek, böcek gibi yabanıl yaşama dair fotoğraflar bu tür objektiflerle yapılabilir. Konumuzun çok yakınına sokulmak zorunda olduğumuzdan net alan derinliği oldukça azalır ve örneğin bir böcek fotoğrafında böceğin yalnızca çok küçük bir bölümü ancak net olabilir. Alan derinliği artırabilmek için oldukça kısık bir diyafram kullanmak gerekebilir ve bu da düşük bir enstantane seçimi demektir. Makro çekim yapabilmek için bu tür bir objektif satın aldığımızda mutlaka bir sehpa da beraber düşünmelidir ve bu sehpa makro çekim için uygun olmalıdır. Bu tür objektifleri doğru kullanabilmek için biraz deneyim kazanmak ve bu konuda deneyimli olan fotoğrafçılardan bir takım pratik bilgiler edinmek yararlı olabilir.


Shift (kaymalı) objektifler: Mimari fotoğraf çekimlerinde, yüksek binalar perspektif bozulmasına uğradığından, dikey çizgilerde yukarıya doğru bir birleşme gözlenir. "Shift" tipi optikler bu tür efektin önüne geçmek için yapılmıştır. Büyük format körüklü makinelerde, objektif yada film düzlemine müdahale etmekle yapılan düzeltme, 35mm’lik makinelerde, bu objektiflerin gövde üzerinde bir yana doğru paralel kaydırılarak kısmen de olsa yapılabilir. Odak uzunlukları geniş açı sınıfına girer ve 28 ila 35mm arasında değişir. Bu tür objektifler oldukça pahalıdır ve ülkemizde pek yaygın değildir.

Büyütme katsayısı:

Objektiflerin, odak uzunluklarına bağlı olarak film düzlemi üzerine düşürdükleri görüntünün alansal değeridir. Aşağıdaki tabloyu inceleyebiliriz.

50 mm

1 cm2

100 mm

2 cm2

200 mm

4 cm2

400 mm

8 cm2

Tabloya göre konuya olan uzaklığımız sabit kalmak kaydıyla, 50 mm.lik bir objektifle film düzlemi üzerinde sabit bir objeyi 1cm2 büyüklükle fotoğraflayabiliyoruz. Aynı objeyi aynı mesafeden 200 mm.lik bir objektifle çektiğimizde ise, görüntü büyüklüğü 4 cm2 oluyor. Eğer görüntü büyüklüğünü hep sabit, örneğin 1cm2 olarak tutarken, objektif odak uzunluğunu değiştirmek için ne yapmamız gerekir?

50 mm

1 m

100 mm

2 m

200 mm

4 m

400 mm

8 m

50mm.lik objektifle 1 metreden çekim yaparken, 200 mm.lik bir objektifle 4 metreden çekim yapmamız gerekir.

3. Makine Tipleri

3.1 Kompaktlar :

Ülkemizde çok yaygın olan bu tip fotoğraf makinelerinin popüler olmalarının başlıca üç nedeni vardır. Birinci neden, küçük, hafif ve kolayca taşınır olmalarıdır. Tatil, hatıra ve aile fotoğrafları için ideal sayılırlar. Yanımızda taşıyabileceğimiz bu tür fotoğraf makineleri sayesinde ilginç olayları anında görüntüleyebiliriz. İkinci neden, kullanılmalarının son derece basit olmasıdır. Genel olarak kompakt makineler için teknik ayarlamalar gerekmiyor. Modellerinin büyük çoğunluğunda flaş bulunduğundan, iç mekanlarda da kullanılmaları mümkündür. Sonuç olarak, hem netlik ayarlı, hem de doğru ışık ölçümü ile fotoğraf çekilebilmesi için yapılacak tek şey vizörden bakarak deklanşöre basmaktır. Üçüncü neden ise, bu tür cihazların diğerlerine göre oldukça ucuz olmasıdır.

Image and video hosting by TinyPic
(Kompakt makine)

3.2. Tek Objektifli refleks Makineler (SLR -Single Lens Reflex) :

Bu tip makinelerde değiştirilebilen objektifler kullanılabilmektedir. Bu sayede geniş mekanların görüntülenebilmesi, çok uzak mesafelerin yada makro çekimlerin yapılabilmesi mümkün olabilmektedir. Doğrudan müdahale ederek, yardımcı yapay ışık veya flaşlardan yararlanarak varılabilecek sonuçlar sınırsızdır. Objektiflere takılabilecek ek optiklerle, filtrelerle, fotoğrafçı sayısız arayış ve deney olanakları bulur.

Image







and video hosting by TinyPic

(SLR Fotoğraf Makinesi)

Image and video hosting by TinyPic

(SLR Fotoğraf Makinesi şeması)

Refleks makinelerin tartışılmaz avantajlarının başında vizörde görülen konunun filme aynen yansıması gelir (TTL). Böylece hem kadrajlamada hem de net ayarında büyük bir avantaj sağlanmış olur.

Image and video hosting by TinyPic

(TTL : Through The Lens View)

SLR Makinelerinin Çalışması :

Deklanşöre basılmadan önce diyafram en açık konumdadır. Aynadan yansıyan ve buzlu cam üzerine düşen görüntü bir prizma aracılığı ile vizörden izlenebilir. Çekim yapmadan önce diyaframın en açık konumda bulunması, aydınlık bir görüş ile daha rahat kadraj ve netleme yapmamızı sağlar.

Deklanşöre basıldığı anda diyafram, verilmiş olan değere kadar otomatik olarak kısılır, ayna kalkar, perde obtüratör açılır ve görüntü film düzlemine düşer, film pozlanır. Obtüratör tekrar kapanır, ayna iner ve diyafram tekrar en açık konumuna geri döner. Çoğunlukla 35 mm formatlı film kullanılır. Orta formatlı (6x7) olanları da vardır.

Bu tip makinelerde değiştirilebilen objektifler kullanılabilmektedir. Bu sayede geniş mekanların görüntülenebilmesi, çok uzak mesafelerin ya da makro çekimlerin yapılabilmesi mümkün olabilmektedir. Doğrudan müdahale ederek, yardımcı yapay ışık veya flaşlardan yararlanarak varılabilecek sonuçlar sınırsızdır. Objektiflere takılabilecek ek optiklerle, filtrelerle, fotoğrafçı sayısız arayış ve deney olanakları bulur.
Refleks makinelerin tartışılmaz avantajlarının başında vizör de görülen konunun filme aynen yansıması gelir. Böylece hem kadrajlamada hem de net ayarında büyük bir avantaj sağlanmış olur.

DSLR (Digital Single Lens Reflex) :

Dijital fotograf makinalarını filmli makinalardan ayıran, dijital makinaların film yerine ışığı algılayan elektronik ışık sensörleri kullanmalarıdır. Bu ışık sensörleri ışık enerjisini elektrik enerjisine dönüştürerek görüntülerin elektronik devrelerce algılanabilmelerini ve sayısallaştırılarak kaydedilmelerini sağlarlar. Işığı elektrik yüküne çeviren aygıtlara foto sensör adı verilir. Foto sensörler ışığa duyarlı küçük elektronik algılayıcılardır, dijital fotograf makinalarında oluşturulacak dijital görüntüdeki her piksel için bir ışık sensörü kullanılması gerekmektedir.

Bu nedenle dijital fotograf makinalarının içinde fotografı oluşturacak milyonlarca ışık sensörü bulunmaktadır. Objektiften geçen ışık bu sensörlerin üzerine düşürülerek görüntünün sayısallaştırılması sağlanır. Dijital fotograf makinalarında CCD ve CMOS olmak üzere iki farklı çeşit ışık sensörü sistemi kullanılmaktadır. Eskiden sıkça kullanılan CCD yerine günümüzde çeşitli avantajları nedeniyle CMOS kullanımı da artmaktadır. CCD yada CMOS sensörleri tarafından algılanan veri analogtur. Bunlar ışık sensörleri tarafından oluşturulan elektrik yük ölçümleri serisidir. Bilgisayarların yada yazıcıların okuyabileceği biçimde saklamak için veriler ikili biçime dönüştürülmelidir. Elde edilen dijital görüntüler fotograf makinasında hafıza kartları üzerine kayıt edilirler.

Image and video hosting by TinyPic



(DSLR makine)

3.3. Vizörlüler (Telemetreliler) :

Bu tip makinelerde ayna ve prizma olmadığından, konu objektifle ilgisi olmayan vizörden seçilmektedir. Paralaks hataları vardır. Bazı modellerinde vizör mercekleri ile objektif arasında bulunan bir bağlantı ile telemetreli mesafe kontrolü yapılabilir. Küçük ve orta formatlı olanları bulunur. Normal vizörler, makinenin sol üst köşesinde yer alır ve önden bakıldığında arkası görülebilen bir mekanizmadır.

Bu tip vizörlerin çok ciddi bir sorunu vardır. O da, fotoğrafı çekilen objenin görüş açısı ile, o fotoğrafın filme düşüş açısının farklılığıdır. Buna parallax hatası adı verilir. Parallax hatası, çok ciddi bir sorun olur bazen ve hiç istenmeyen sonuçlar yaratabilir. Aşağıda, parallax hatasının nasıl oluştuğuna ilişkin bir imaj görüyorsunuz.

Image







and video hosting by TinyPic
Image and video hosting by TinyPic

(Vizörlü (Telemetreli) Fotoğraf Makinesi)

Image and video hosting by TinyPic

(Paralaks hatası)

Görüldüğü gibi vizörden baktığımızda objenin belden yukarısı çerçeve içindeymiş gibi görülürken, aslında fotoğrafın çekileceği açıdan bakıldığında, obje çerçeve dışında kalır ve bu, çok kötü bir sonuçla karşılaşmamızı sağlar. Genelde kompakt (basçek) makinelerde bulunur.

3.4. Çift Objektifli Refleks Makineler (TLR) :

Paralaks hatası bu makinede de vardır. Üstteki objektif bir ayna yardımı ile görüntüyü yukarıda, buzlu cam üzerinde oluşturarak netleme ve kadraj yapılmasını, alttaki objektif ise üsttekine bağımlı olarak aynı netleme ve kadrajın film düzlemi üzerine düşmesini sağlar. Orta formatlıdırlar.

Image and video hosting by TinyPic

(TLR Fotoğraf Makinesi şeması)

3.5. Büyük Formatlı Makineler :

Bir objektif düzlemi ve film düzlemi vardır. Merkezi obtüratörlüdür. Her iki düzlem de bir aks üzerinde ileri geri hareket eder. Kadraj ve netleme film düzlemindeki buzlucam üzerinde yapılır. Kontrol bittikten sonra film şasesi buzlu camın yerini alacak biçimde film düzlemine yerleştirilir. Özellikle mimari çekimler için idealdir. Fakat taşınması zor ve hantal makinelerdir.

Image and video hosting by TinyPic

(Büyük formatlı makine)

HAZIRLAYAN

Hakan Küçükefe

February 23

MİTOLOJİ-ARKEOLOJİ-FELSEFE

  Evet Millet bu bölüm çok detaylı olduğu için açıklama yapmak istedim sırasıyla Yunan Mitolojisi.Roma Mitolojisi.Mısır Mitolojisi ve sonra Arkeoloji ve Felsefe Konularını 15 günde bir yenilenmek şartıyla ele alıcaz en küçük detaylara kadar ineceğim haberiniz ola meraklılarına sevgiler...
            VOLKANALABAZ

 amazonların mevkili kadını hippolita sağ memesini keserken, atabileyim daha iyi ok diye, gözünden akıtmadığı bir damla yaşı yüzyıllar sonra, dante'nin cehennemine dönen dünyanın onlarca yerine saçtı. gözyaşı kana, kan egoya bulandı. kırmızıyı siyaha..

ZEUS

 

                MİTOLOJi NEDiR?                                  Mitoloji kelimesi, yunanca mythos ( masal - hikaye ) ve logos ( söz ) kelimesinden yapılmıştır. Mitoloji; çok ski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve bahseden hikayelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir. Birçok mitolojide geçen tufan olayı, yapılan kazı ve araştırmalar sonuçu gerçek olduğu ispatlanmıştır. Mitolojilerin en güzeli olarak olarak kabul edilen klasik mitoloji ( Greek mitoloji ) deki öykülerin tamamına yakın bir bölümü ya Anadolu da geçmektedir, yada anadolu ile ilintilidir. Mitoloji Tanımı İçin Söylenenler: Carl Gustave Jung’a göre, “Kendi içsel görümüze göre ne olduğumuz ancak mitos aracılığıyla ifade edilebilir. Mitos bilimden daha bireyseldir ve yaşamı ondan daha kesin biçimde ifade eder Murry Hope’ye göre, Gerçekte tüm mitler gerçeğin bir parçasını içerirler. Kimi yetkelerin salt mitolojisi saydığı Oera Linda Kitabı, Tufan öncesi ve sonrasındaki kadim Frisya halklarının tarihini aktarmaktadır. (Atlantis Efsane mi Yoksa Gerçek mi? sf. 38,39) Brockhaus adlı Alman ansiklopedisine göre, “Tarihde adı geçmeyen, artık unutulmuş büyük kahramanlara ait efsaneler, mitolojinin kadrosuna girer" (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5 ). E. A. Gardner’e göre, Mitoloji, ”Tabiat varlıkları ile olaylarına, kişilik verme sureti ile anlatma şeklidir (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5 ). Prof. Dr. B. Ögel’e göre, “Efsanelerin kendilerine Mythus veya Mythe denir. Mitoloji ise bu efsaneleri inceleyen bir ilim koludur. Mitoloji araştırmaları, din tarihi incelemeleri ile de yakından ilgilidir. Fakat mitoloji, yalnızca bir din tarihi de değildir. Mitoloji, insanlığın ruh aleminin sembollerle ifade edilmiş bir aynasıdır. (Prof. Dr. B. Ögel. Türk Mitolojisi Cilt 1. sf. 5,6 ve19) Ayça Akgüner’e göre Mitoloji, “Efsane Bilimi”dir. Yani ilkel insanların ve insanüstü varlıkların başından geçen masalsı olayların incelenip anlatılmasıdır. Eski çağlarda yaşamış olan insanların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dini inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır. Her ulusun, her ülkenin tarihi; çeşitli efsaneleri, destanları, kahramanlık öykülerini, inanç sistemini tanrılarını, insanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.” Yukarıdaki alıntılarda mitolojinin ne olduğu çok iyi bir şekilde ifade edilmiştir. Çünkü mitoloji, doğa üzerine işlenmiş olan prototipler’in (İlk Örnekler) harici kısmının hayâllerde canlandırılarak (veya onları canlı görerek) anlatılma şeklidir. Bir başka deyişle, kadim inisiyecilerin trans halindeyken doğa üzerinde gördükleri resim ve şekilleri, doğa üstü olaylarla süsleyerek anlattıkları hikayelere mitoloji adı verilmiştir.

                                 YUNAN MİTOLOJİSİ                                       Her şeyden önce Khaos (kaos) vardı. Bu bir boşluk değildi, içinde bütün eşyaların, tanrı ve insanların kaynağını bulundururdu. İlk önce Khaos'tan Toprak Ana - Gaia ve gökyüzü - Uranos oluştu. Gaia ve Uranos'un birleşmesinden Brontes, Steropes ve Arges ('gökgürültüsü', 'parıltı' ve 'şimşek') isimli üç Kyklop doğdu. Kykloplar alınlarının ortasında taşıdıkları tek gözleri ile yer altı alevini gökyüzü ateşine dönüştürüyorlardı. İkinci olarak Gaia ve Uranos elli başlı yüz kollu Kottos, Briareus ve Gyes ('öfke', 'güç', 'dehşet') adlı Hekatonkheirleri yarattılar. Ve nihayet Titanlar oluşturuldu. Toprak ananın gökyüzü ile birleşmesinden altısı erkek, altısı dişi olmak üzere on iki Titan doğdu. Titanların erkek olanları Okeanos, Koios, Hyperion, Iapetos ve Kronos; aynı zamanda Titanides denilen dişi Titanlar ise Theia, Rheia, Themis, Phoibe, Mnemosyne ve Tethys adlarını taşıyorlardı. Okeanos ve Tethys bütün nehirleri yarattılar. Hyperion ile Theia'dan Güneş - Helios, Ay - Selene, Şafak - Eos doğdular. İapetos ve Asie'den gök kubbesini sırtında taşıyan Atlas, Menoetios, Epimetheus, Prometheus doğdular. Diğer 2 çift Titan da kendi çocuklarını doğurdular. Ama gelecek altıncı çiftin evlatlarınındı - Kronos ve Rheia'nın. İlk doğan çocukları Kyklop ve Hekatonkheirlerden hem iğrenen hem de kendi iktidarını almalarından korkan Uranos, çocukları doğdukça onları yerin derinliklerine - Tartaros'a (cehenneme) atıyordu. Bu duruma üzülen Gaia eşinden nefret etmeye başladı, Titanları Gökyüzüne karşı kışkırttı. Titanlar babalarına karşı geldiler ve onu hakimiyetinden mahrum bıraktılar. Titanların en kurnazı olan Kronos tahta oturmasına rağmen, kardeşlerinin güçlerinden korkarak onları Tartaros'tan kurtarmadı. Yunanlar Kronos'un yönetim dönemine 'altın dönem' adını vermekteler. Maalesef yönetimi eline geçiren bu yeni hakimin kaderinde de oğlu tarafından devrilmek vardı. Bunun önlemini alabilmek için Kronos korkunç bir karar aldı - yeni doğan oğullarını ve kızlarını yutmaya başladı. İlk olarak Kronos kızı Hestia'yı, sonra kızları Demeter ve Hera'yı , ardından da Hades, Poseidon adlı oğullarını yuttu. Kronos zamanı temsil eder. Kron kelimesi zaman anlamındadır. 'Zaman kendi evlatlarını yutar.' deyimi de bugün Kronos olayını anımsatmaktadır. Rheia yalnız Zeus'u onun elinden kurtarabildi. Bir kocaman taşı kundak bezlerine sarıp Kronos'a verdi. Kronos taşı Zeus zannedip yuttu. Zeus ise Girit adasında bir mağarada saklandı, sihirli keçi Amaltheia'nın sütü ile beslendi. Olgunluk çağına gelince Zeus saklandığı mağaradan çıktı. Kronos'a savaş açtı. Bu savaş on yıl sürdü, hiç birisi yenemeyince, Zeus Rheia'nın tavsiyeleri ile Tartaros'taki Kyklop ve Hekatonkheirleri serbest bıraktı. Kykloplar Zeus'a meşhur şimşekleri verdiler. Yüzelli Hekatonkheirler Titanların üzerine taşları ve kayaları fırlattılar. Yerler parçalandı, dağlar eridi ve Titanlar yenildiler. Zeus Kronos'u yuttuğu tanrıları ve taşı çıkarmaya zorladı. Titan'lar yenilerek Tartoros'a atıldılar. Yüz kollu Hekatonkheirler ise Titanların bekçiliğini yapmaya başladılar. Tanrılar (Zeus ve kardeşleri) dünyayı yönetmeye başladılar. Üç erkek kardeş Zeus, Hades ve Poseidon evreni kendi aralarında paylaştılar. Ortanca kardeş Poseidon denizlerin, deniz canlılarının ve tüm akarsuların hakimiyetini aldı. Deniz tanrılarından olan Nereus kızlarından güzel Amphitrite ile evlendi. Bu evlilikten bir çok deniz perisi, yarı at yarı insan Triton doğdu. Triton deniz kabuğunu öttürerek tufanı yatıştırır ve suları geldikleri yere döndürürmüş. Poseidon'un elinde taşıdığı üç çatallı yabayı fırlattığı zaman, denizde fırtınalar ve korkunç dalgalar yaratabilir. Nereus'un kızları olan nereidler her zaman Poseidon'un çevresini sararlar. Nereidler belden aşağı balık, belden yukarı insan şeklindeler. Küçük kardeş Hades'in payına yeraltı düşmüştür. İnsanların ve tanrıların hiç sevmedikleri sert, korkunç tanrı Hades, karısı Persephone (Zeus'un kızı) ile birlikte, gölgeler halinde dolaşan ölülere hükmeden yer altı ülkesindeki saraylarında yaşarlar. Hades' in bekçiliğini üç başlı cehennem köpeği Kerberos yapar, yeraltına gelenleri kuyruğunu sallayarak, okşayarak içeri alır, ama çıkmak isteyenler için de üç ağzını birden açarak, sipsivri ve kara dişlerini göstererek tehdit edip, yukarı çıkmasını önler. Ölüler dünyası yani yer altı, günah işleyenlerin bulunduğu bir yerdir. Burada günahkarların en günahkarları bulunur ve bunlar sonsuz bir azaba çarptırılırlar. Tanrılar içinde adına ne bir tapınak, ne bir sunak yada herhangi bir ilahi bestelenmeyen bir tek Hades vardır, bu da kendisinden korkulmasından kaynaklanmaktadır. Büyük kardeş ve 'tanrıların kralı' olarak kabul edilen Zeus paylaşımda gökyüzü ve dünyayı aldı. O aile ve evliliğin hamisi kabul edilen tanrıça Hera ile evlenir. Bu evlilikten İlithya ve Hebe adında kızları, sanayi tanrısı Hephaistos ve savaş tanrısı Ares oğulları olmuştur. Tanrılar daima yaz mevsiminin hüküm sürdüğü Olimpos dağında yaşarlar. Gençliğin ve güzelliğin sembolü olan Hebe tanrılara onların ölümsüzlüğünü sağlayan ambrosia ve nektar dağıtır. Zeus altın tahtında oturur. Tahtın yanı başında tanrıların habercisi kanatlı İris yer almaktadır. Zeus çok güçlü bir tanrı olsa da kaderi yönetmek onun elinde değildir. Kaderi üç Moir yönetmektedir: Lakhesis insanların doğumundan önce kaderini belirler. Klotho insanların kader ağlarını örer. Atropos bu ağları yönlendirir. Çevresindekiler tarafından saygı gören Zeus zaman zaman çapkınlıkları ile Hera'yı kızdırır. O güzeller güzeli Leto'ya aşık olur. Bu birliktelikten kızıl saçlı ikizler Apollon ve Artemis doğar. Hera, Zeus'un ikincil ilahelere ve ölümlü kadınlara ilgi duymasını bir türlü içine sindiremez ve onları sürekli tehdit altında tutar. Leto çocuklarını doğurabilmek için Delos adasına sığınır. Hera onlara yılan Pifon'u gönderir ve bin bir türlü işkenceye maruz bırakır. Ama Leto'nun oğlu Apollon büyüdüğünde sihirli oku ile ejderhayı öldürür ve Olimpos Tanrıları içinde güzel sanatlar ve gün ışığının tanrısı olarak saygınlığını kazanır. Olymposluları altın liriyle eğlendiren, çok uzaklara ok atabilen, hastaları iyileştiren, iğleştirme sanatını hastalara ilk öğreten gümüş yayın efendisi okçu tanrı olarak Yunan şiirlerine geçmiştir. Kardeşi Artemis ise av tanrıçası oldu. Başka bir zaman ise Zeus'un Hera'ya ihaneti sırasında Hermes doğar. Hermes rüzgar tanrısıdır, babası Zeus annesi ise yağmur perilerinden biri olan Maia'dır. Kanatlı sandalları olan Hermes aynı zamanda tanrıların habercisidir. Hermes'in görevleri arasına ölenlerin ruhlarına Hades'in saltanatına kadar eşlik etmek de var. Apollon'un ölümsüzler arasında en sevdiği tanrı rüzgar tanrısı olan Hermes idi. Anlatılanlara göre Hera'dan önce Zeus Titan Okeanos'un kızı Metis (Zeka temsilcisi) ile evlenmiş. Ama Moir'ler tanrıların kralına bu birliktelikten doğan çocuğun yönetimi eline geçireceğini söylerler. Zeus bunu duyunca Metis'i yutar. Kısa bir süre sonra Zeus'un şiddetli bir baş ağrısı başlar. O zaman Prometheus'tan balta ile başına vurmasını rica eder. Prometheus bu isteği yerine getirir ve Zeus'un başından onu kızı Athena savaş kıyafetlerinde çıkar. Eski Yunanlara göre, Athena üretici zekanın ve adaletli savaşların tanrıçasıdır. Ülkeyi saldırılardan koruyan bir tanrıçaydı Athena. Bir başka özelliği, Şehir tanrıçası olmasıydı; uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısıydı; atları ilk ehlileştiren oydu. Onun şerefine şehirlerine Athena adını vermişler. Yılan ve baykuş tanrıçanın sembolleridir. Zeus ile Thebia kralı Kadmos'un kızı ölümlü Semele birleşmesinden oğulları Dionysos doğar. Hera, Zeus'u Semele'den kıskanır ve yaşlı bir kadın kılığına girerek Dionysos'un annesini kandırır. Semele ona kanarak Zeus'tan tüm ihtişamı ile ona görünmesini ister. Zeus onu kıramaz ve yıldırımlardan korkan Semela yedi aylık Dionysos'u düşürür. Zeus Semele'nin düşürdüğü ve sık yapraklı bir sarmaşığın yanmaktan koruduğu Dionysos'u baldırına kancalarla yerleştirir ve zamanı geldiğinde onu ikinci bir doğumla meydana getirir. Böylece Dionysos iki kez doğmuş olur. Nyssa dağındaki nymphaler Dionysos'u büyütüp eğitirler. Dionysos gençlik çağına geldiğinde mağaradaki üzümleri kullanarak şarap yapma sanatını bulur. Şarabın ve esrikliğin tanrısı olarak kabul edilir. En güzel tanrıça şüphesiz kızıl saçlı Afrodit'ti. Onun doğumu ile ilişkin tartışmalar sürmektedir. Bazılarına göre Afrodit Zeus'un kızıdır. Diğerlerine göre ise Afrodit daha önce Uranos'la denizdeki dalgaların bembeyaz köpüğünden oluşmuştur. Afrodit aşk tanrıçası olup, insanların birbirlerine sevgi ile yaklaşması için üzerlerine aşk iksirini damlatan, çiçekleri ve ağaçları baharda rengarenk donatarak,doğayı canlandıran üretken bir tanrıçadır. Afrodit ateş tanrısı olan ve çok sanatkar, ancak topal ve çok fazla yakışıklı sayılmayacak bir görünüme sahip olan Hephaistos ile evlenmiş. Afrodit ve Hephaistos'la ilgili mit her ikisinin de temsil ettikleri sanat ve aşk kol kola olması gerektiğini vurgulamaktadır. Eski Yunanlar bu tanrıları 'on iki Olimpos tanrısı' adını vermişler. Bu gruba Zeus, Hera, Athena, Artemis, Afrodit, Demeter, Apollon, Hermes, Ares, Hephaistos, Hestia, Dionysos dahildi. Poseidon ve Hades deniz ve yer altı dünyasında bulundukları için bu gruba dahil edilmemişler. Guzel tanrıça Afrodit'in adı Homeros'un İlyada'da anlattığına göre Truva (Troya) savaşının başlama nedeni olarak anılmaktadır. Efsaneye göre, Olimpos tanrıları Iolkos Kralı Pelans ile Thetis'in düğünleri için bir araya toplanmışlar. Kavga tanrıçası Eris düğünlerine davet edilmeyince sinirlenmiş. Bir oyun düzenlemiş ve Hera, Afrodit ve Athena'nın oturduğu ziyafet sofrasına, üzerinde 'en güzele' yazılı bir elma atmış. Elmanın kimin olduğu üzerine 3 güzel tartışmaya başlarlar ve Zeus'tan bu sorunu çözmesini isterler. Zeus işin içinden çıkamayınca, çareyi Troya Kralı Priamos'un oğlu Paris'i rehber ilan etmekte bulur. Güzellerden her biri kendisini seçmesi için Paris'e bir şey vaat ederler. Athena ona savaşta yenilmezlik gücü vereceğini vaat eder. Hera Paris'i Asya'nın hakimi yapacağını söyler. Paris Afrodit'e kanar ve dünyanın en güzel kadınını elde etmek için Afrodit'i yarışmanın birincisi seçer. Bu güzel kadın Sparta Kralı Menelaos'un karısı Helen'di. Paris, Afrodit'in yardımıyla Sparta'ya gider, Helen'i kaçırır, prensi olduğu Troya şehrine geri döner. Bunun üzerine hakarete uğramış Menelaos, Akha ordularını toplayarak Troya'ya savaş açar. Böylece 10 yıl sürecek Troya savaşı başlamış olur. Her iki taraf da zaferler kazanır. Sonunda Ithake kralı Odysseus tahta atı icat ederek, Troya'nın kapılarına götürür. Troya'lılar bu büyük ata hayran kalarak onu şehir duvarlarından içeriye taşırlar. Atın içinde saklanmış olan Yunan askerleri gece olunca saklandıkları yerden çıkarlar ve Troya'yı ele geçirirler. Menelaos güzel Helen'i affeder ve birlikte Sparta'ya döner, mutlu bir yaşam sürerler. Maalesef diğer kahramanları aynı kader beklememektedir. Özellikle Odysseus uzun yıllar vatanına dönmek için mücadele verir. Troya'dan uzaklaşan Odysseus'un gemisi denizde fırtınaya esir düşer ve zalim, insan eti yiyen devlerin adasına sürüklenir. Durumdan bihaber Odysseus ve on iki arkadaşı sahile çıkarlar. Burada onlar tek gozlu dev Polyphemos'a esir düşerler. Polyphemos yakalayabildigi Odysseus'un arkadaslarini birer birer yemeye baslar. Odysseus, devi, yanlarında getirdikleri Ismaros şarabı ile sarhoş eder ve tek gözünü çıkarır. Odysseus ve kalan adamları, mağaradaki surunun arasına karışıp devin bacaklarının arasından dışarı çıkarlar. Odysseus ve adamları özgür kaldıklarına sevinir ve yollarına devam ederler. Polyphemos denizler tanrısı Poseidon'un oğluydu. Oğlunun kor edilmesine çok kızar ve ileride Odysseus'un eve dönüş yolundaki gecikmelerine sebep olur. Bir süre sonra Odysseus Aiaie adasına, Güneş Tanrısı Helios ile Okeanos 'un kızı Perseis'ten doğma büyücü Kirke'nin yaşadığı bölgeye çıkar. Güzel Kirke, Odysseus'un arkadaşlarına şarap içirerek domuza cevirir. Tanrı Hermes, Odysseus'un yardımına koşar ve ona bir ot vererek domuz olmasını engeller. Odysseus Kirke'yi yener ve onu arkadaşlarını eski haline dönüştürmeye zorlar. Kirke Odysseus'u Hades gidip bilici Teiresia'in ruhuna danışması koşuluyla serbest bırakacağını söyler. Odysseus bir takım zorlukları atlatarak bunların da üstesinden gelir. Daha sonra Odysseus peri Calypso'nun adasına çıkar ve orada yedi yıl esir olarak yaşar. Malta olduğu sanılan bu adadaki esareti, Athena'nin Zeus'a yalvarması üzerine sona erer. Zeus tarafından tekrar görevlendirilen Hermes, Calypso'ya Zeus'un emrini iletir. Calypso onu serbest bırakır. Bu olaydan sonra bir çok zorlukların sonunda Odysseus vatanı Ithake'ye döner ve çok sevdiği karısı Penelope'ye kavuşur ve uzun yıllar mutlu yaşam sürerler.

 

February 22

HAFTALIK BİLİM TEKNİK

Image and video hosting by TinyPic

Biyonik Gözüde İcat Ettiler

Amerikalı bilim adamları, görme engelliler için yeni bir "biyonik göz" geliştirdi. Biyonik göz, altı görme engelliye başarıyla takıldı. Gece görüş lensleri yolda.

Yaşlılıkta çıkan "sarı nokta" hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybedenlere, yapay retina ile görme duyusu kısmen kazandırı

lıyor. 16 piksellik görme imkanı sağlayan biyonik göz, altı görme engelliye başarıyla takıldı.

ABR’de geliştirilen yeni biyonik göz, milyonlarca hast

aya kısmi görme olanağı sağlayabilecek. Bilim adamları, "akıllı protez" ya da "yapay retina" olarak da adlandırılan protezin hastalık ya da yaralanmalar sonucu kaybedilmiş görme fonksiyonlarını düzeltmek için, beyin ile sinir sistemi arasında bağlantı kurmaya yaradığını söyledi. Uzmanlar, yapay retinanın beyinde ışığı algılama ve işleme görevi üstlenen ı

şığa duyarlı alıcı sinir hücrelerinin yerini almak için tasarlandığını ifade etti.

Güney California Üniversitesi’nden Prof. Mark Humayun, bu teknolojinin "sarı nokta" hastalığı (Retinit pigmentosa) nedeniyle görme yetisini kaybedenlere yardımcı olacağını kaydetti. 16 elektrotlu yapay retinanın

ilk modelini 2002’den beri 6 hastada denediklerini ifade eden Prof. Humayun, "Protez beklenenden daha iyi sonuç verdi. Yıllardır kör olan kişiler, artık bardak, tabak ve bıçak gibi nesneleri ayırt edebiliyor" diye konuştu.

Prof. Humayun ve arkadaşlarının yaptığı yeni modelde ise elektrot sayısı 60’a çıkarıldı, büyüklüğü de ilkinin dörtte birine indiriler

ek, 3 milimetreye kadar düşürüldü. Proteze bilgileri ileten bir çift cama monte edilen küçük bir kameradan oluşan yeni model protez, göz bebeğinin dışına yerleştiriliyor ve göz bebeğinin arkasındaki retinaya bir kablo ile bağlanıyor. Hastalar bellerine bağlanan vericiyle de protezi yönlendiriyor.


Prof. Humayun, görüntülerin beyne ulaşması için yeni rota yaratma çalışmalarıyla tasarlanan yapay retinanın klinik çalışmaların başarıyla tamamlanmasından sonra, 2 yıl içinde piyasaya sunulabileceğini söyledi.


Yaşlılarda çok sık rastlanan sarı nokta hastalığına yakalananların sayısının 30 milyon kadar olduğu tahmin ediliyor.

Bilim adamları geliştirilen biyonik gözle asıl temelinin at

ıldığını bundan sonraki gelişmelerin baş döndürücü bir şekilde ilerleyeceğini ve insanoğlunun bu sayede gece görmesini sağlayacak sistemlerin daha pratik bir şekilde göze takılan lenslerle gerçekleştirilebileceğini söylediler.

Image and video hosting by TinyPic

Dev Göktaşı Dünya'ya Yaklaşıyor

Image and video hosting by TinyPic

Bir grup astronot, mühendis ve bilim adamı Birleşmiş Milletler'i 2036'da dünyaya zarar verecek kadar yakından geçmesi beklenen göktaşına karşı uyardı.

Gökbilimciler APOPHİS adı verdikleri ve 13 Nisan 2036'da 45 binde bir ihtimal dünyaya çarpma olasılığı bulunan göktaşını yakın incelemeye aldı.

Reuters'e konuşan Astronot Rusty Schweickart, 'Her ne kadar göktaşının çarpma ihtimali çok düşük olsa da NASA bu büyük kütlenin kuyruğundan kopacak yüzlerce hatta binlerce küçük parça için bir çalışma başlattı' açıklamasını yaptı.

"DÜNYANIN TÜM ÜLKELERİ TEHDİT ALTINDA"

1969'nın Mart ayında Dünyanın çevresinde bir tur atan Apollo 9 ekibinden biri olan Schweickart "Yakın takibe aldığımız sadece APOPHİS değil, dünyanın tüm ülkeleri bu göktaşının tehdidi altında. Bu konuyla başa çıkmak için genel bir karar alınmalı" diye ekledi.

GÖKTAŞI TEHDİDİYLE İLGİLİ RAPOR SUNULACAK

Schweickart haftaya Birleşmiş Milletler Uzay'ın Barışçıl Kullanımı Komitesi'ne göktaşı tehdidiyle ilgili bir rapor sunarak alınması gereken küresel önlemlerle ilgili de bir sunum yapacak.

APOPHİS'in uzunluğu 140 metre olarak açıklandı. NASA bu büyüklükteki bir cismin Dünya'ya çarpması durumunda ortaya çıkacak sonuçların göktaşının oluştuğu madde ve çarpma açısına bağlı olduğunu bildirdi. NASA'nın gerçekleştireceği olası bir durdurma görevinin maliyeti 300 milyon dolar olarak tahmin ediliyor.

FELAKET SENARYOSU

Nisan 2029'da dünyanın oldukça yakınından geçeceği belirtilen göktaşının, bu geçiş sırasında çekim kuvveti nedeniyle haberleşme sistemlerinde, hasara yol açabileceği belirtiliyor. Ancak asıl risk, 2036'da yapacağı ikinci geçiş sırasında yaşanacak. Astronomlar, Apophis'in bu dönüş sırasında dünyaya çarpma riski bulunduğunu belirtiyor. Astronomların felaket senaryosu ise şöyle:

Eğer büyük bir göktaşı çarparsa önce, atmosferden yayılan bir şok dalgası hissedilecek. Atmosferin katmanlarında ilerledikçe, henüz yere çarpmamasına karşın dünyada birçok bölge sarsıntıları hissetmeye başlayacak. Birkaç saniye sonra da çarpan göktaşı alev topu halinde patlayacak. Nükleer bombaların çok daha üstünde bir enerjinin açığa çıkmasına yol açacak.

AYIN ŞEHRİ

Image and video hosting by TinyPic
 

Image and video hosting by







TinyPic


Image and video hosting by TinyPic
ROMA DÜNYANIN BAŞKENTİ

"Hakkında söylenebilecek her şeyin zaten söylenmiş olduğuna" inanılan Roma, sanatın, tarihin ve dinin iç içe geçtiği üç bin yıllık bir kent.
Sanki, İtalyan yönetmen De Sica'nın "Bisiklet Hırsızı" adlı filminin geçtiği sokaklarda yürüyoruz sürekli!..

Tiber Nehri'nin iki yakasına kurulmuş olan Roma, dünya tarihindeki belirleyici rolünü asırlar boyu sürdürdüğünden olsa gerek "dünyanın başkenti" ünvanına lâyık görülmüş.

Efsaneye bakılırsa, kentin tarihi İ.Ö. 753'lere dek uzanıyor. Dişi bir kurtun emzirdiği Romulus ile Remus adlı ikizlerden Romulus kenti kurar ve surların temellerini, beyaz bir inek ile beyaz bir öküzün çektiği sabanın bıraktığı izle belirler. İkiz kardeşini alaya alan Remus ise bir sıçrayışta sınırı aşar, Romulus da onu öldürür.
Böylece, kuruluşuna bile kardeş kanı karışır Roma'nın!..

Otelimizin konuşkan resepsiyonisti ile sohbet ediyoruz. İtalya'nın sınırları içerisinde olmalarına karşın San Morino ve Vatikan'ın iki ayrı devlet statüsünde olduğunu anlatıyor bize. San Marino altı kilometrekarelik yüzölçümüyle Avrupa'nın en küçüğü olmasına karşın dünyanın en eski cumhuriyetlerinden biri! Yirmi küsur bin nüfusu ve sadece 180 kişilik ordusuna karşın, bin yıldır bağımsızlığını korumuş olan bu "dağ devletçiği"ni, inanması zor ama her yıl üç milyon turist ziyaret ediyor! Efsaneye göre, kentin temelleri, Hıristiyanların Roma İmparatorluğu tarafından ağır baskılara uğratıldığı 4.yüzyılda, Aziz Marino'nun dağlara yerleşerek çevresine kendisine inananları toplamasıyla atılmış.

Romulus Roma'yı kurmuştur kurmasına ancak, minicik bir sorun vardır!
Roma'da kadın nüfus yok denecek kadar az olduğundan, kentin, zürriyetsizlik nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması kaçınılmazdır!
Romulus düşünür taşınır, çareyi komşu Sabinleri şölene çağırmakta bulur. Düğüne çağrılan eşeğin, "ya su lâzımdır, ya odun!" diye düşünmesi gerektiğinden habersiz olan Sabinler, güle, oynaya dâvete icâbet ederler!
Şölen sırasında ise Romalı erkekler yapacaklarını yapar, Sabin kadınlarını kaçırıverirler! Küplere binen Sabinler Romalılara savaş açarlar

Hemen önümüzde Sezar'ın bir heykeliyle burun buruna geliveriyoruz. "Geldim, gördüm, yendim!" sözünün yaratıcısı, pek ufak, tefek biri gibi görünüyor gözümüze. Sadece Galya seferinde ordusunun bir küsur milyon insan öldürdüğü rivayet olunan, dünyayı titreten Roma diktatörü de bu muymuş diye içimizden geçirmeden edemiyoruz! Sezar'la ilgili tarihsel bir yanılgıya da değinmeden edemeyeceğim. Öldürülürken, Sezar "Sen de mi Brutus?" değil, "Ve sen, Brutus, oğlum!" demiş imiş! Bir diğer tarihsel yanılgı ise sezaryen ameliyatının adını Sezar'dan almış olduğu inanışı imiş. Sezaryen sözcüğü Sezar'dan değil "kesmek" fiilinin lâtincesinden gelir imiş!

Ancak, atı alan Üsküdarı da geçmiştir, Romayı da!..
Çünkü, Sabin kadınları Romalı eşlerine ısınmaya, hâtta sevmeye başlamıştır. Ve sonunda, Sabinli kadınlar savaşa müdahale ederek birbirlerini öldürmek üzere olan Sabinli babaları ile Romalı kocalarını barıştırırlar.
Ve öyle bir barışma olur ki bu, Sabinler Roma'ya taşınır ve iki halk kayınpeder-damat mutlu